Betebet

ABD-Rusya silah sanayisi rekabeti ne kadar gerçekçi ?

22 Kasım 2019, 23:19

ABD, Mısır’ın Rusya’dan 2020 yılında teslim almayı düşündüğü 12 adet Su-35 savaş uçağına dair CAATSA yaptırımlarının uygulanacağına dair uyarılarda bulundu. ABD’nin Mısır yönetimine yaptığı uyarıya benzer Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 13 Kasım 2019 tarihinde Washington’a yaptığı resmi ziyarette S400 konusunda Türkiye de uyarıldı. ABD’nin Rusya ile askeri işbirliği anlaşmaları yapan tüm ülkeleri CAATSA konusunda tehdit etmesi ülkeler arasında tüm gözlerin Türkiye’ye çevrilmesine neden oldu.

 

 

Mısır, Türkiye’nin S400 almasını ABD’ye örnek göstererek Rusya’yı da hedef yapıyor.

Türkiye’nin S400 konusunda ABD’ye karşı taviz vermeden cevap vermesi aslında birçok ülke için de örnek oluyor. Ancak Türkiye’nin durumunu örnek alan ülkelerin aynı durumda olmadığını söylemeliyiz. Türkiye-ABD ilişkilerinin NATO nedeniyle farklılığını not etmek lazımdır. Mısır, ABD ile ilişkilerinde her ne kadar Türkiye’nin S400 satın almasını örnek göstererek muafiyet istese de bu süreç Rusya’nın aleyhine işleyen bir durumdur. Mısır’ın ABD’ye Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerini örnek göstermesi bir bakıma Türkiye’yi hedef yaparak Rusya’yı da ABD’nin hedefi haline getiriyor.

 

 

ABD’nin Rus yapımı silahların satışını engelleme siyasetinin benzerini Rusya da mı yapıyor?

ABD ve Rusya’nın silah sanayisini kendi politikaları için bir araç olarak kullandıklarına dair uzman görüşleri gittikçe artıyor. ABD’nin F-35 programını diğer ülkelerin Rusya ile askeri işbirliği yapmaması için tehdit olarak kullanmasına benzer biçim de Rusya’nın da buna benzer politikalarının olduğunu söylemeliyiz. Örneğin Belarus, Rusya’dan Su-30SM uçağı aldı. Fakat Belarus, Ukrayna ordusu için kritik öneme sahip MAZ kamyonları ve yedek parçalarını tedarik etmesi dolayısıyla Rusya, Su-30 vermek istemiyor. Yani Ukrayna-Rusya arasındaki kriz Rus silah sanayisinde bir araç olarak kullanılıyor.

 

 

Türkiye’nin bu durumu dikkate alarak ortak üretim olmayan hiçbir teklifi kabul etmemesi doğaldır. Buna benzer bir olay ise Türkiye ile yaşanıyor. Türkiye, Jandarma Komutanlığının kullanımında olan helikopterlerin bakımını Ukrayna’lı uzmanlara yaptırdığı için gerekli olan pervaneleri Rusya’dan satın alamıyor.

ABD, Rusya’nın Türkiye’ye sattığı S400 konusunda ortak çalışma grubu kurulmasını kabul etti.

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 13 Kasım 2019 tarihinde ABD’ye yaptığı ziyarette ABD Başkanı Trump ile görüşmesinde S400 ve CAATSA yaptırımlarının da gündeme geldiğini biliyoruz. Türkiye’nin önerisiyle S400’lerin NATO sistemlerini tehdit edip etmediği ve F-25 savaş uçakları ile aynı anda kullanılabileceğine dair araştırma yapılması kararı alındı. Buna göre Nisan 2020 öncesinde S400’ler konusunda hazırlanacak rapor iki ülke yetkililerince değerlendirilecek ve buna göre karar verilecek. Fakat ABD’nin S400 sisteminin F-35 uçaklarının sırlarını alabileceğine dair endişesi zaten bulunmuyor. Çünkü ABD bu silahların aynı anda birbiriyle alakasız biçimde kullanılabileceğini biliyor. ABD’nin asıl endişesi Türkiye’ye S400 alımına dair izin verilirse bundan sonra diğer NATO ülkeleri ve müttefiklerinin de Rusya’dan silah almalarının engellenemeyeceğidir.

 

 

Türkiye, S400 alırsa ABD müttefiklerinin Rusya’dan silah almak için bahane üreteceğine inanılıyor.

ABD yetkilileri tarafından S400 itirazı aslında iki önde gelen modern silah üreticisi Rusya ve ABD arasında bir rekabet işareti olarak görülmelidir. S-400 Triumf sistemi hemen hemen her açıdan Amerika yapımı PAC-3 Patriot’tan daha iyi olduğundan birçok ülke tarafından tercih ediliyor. S400 konusunda sadece Türkiye değil aynı zamanda Suudi Arabistan, BAE, Mısır, Çin, Hindistan gibi ülkeler de Türkiye örneğini gerekçe gösterip S-400 SAMs ve Su-30, Su-35 satın alabilmek için görüşmeler yaptılar.

ABD, askeri sanayide kullandığı yazılımlar üzerinden ülkeleri kontrol etmek istiyor.

ABD aslında dünya genelinde askeri sanayide kontrolü elinde tutarak bir bakıma askeri üstünlüğü de elinde tutuyor. Şöyle ki yabancı ülkelere sağlanan ABD askeri donanımının kontrolü yazılımlar üzerinden sağlanabiliyor. ABD askeri satışlarda düzenlediği şartnamelerle savaş halinde bu askeri donanımları kullanılamaz hale getirebilme yeteneğine sahiptir. Rusya ise yazılımlar konusunda daha özgürlükçü davranıyor.

Türkiye, Su-57 dışında Rusya’dan diğer eski nesil savaş uçaklarıyla ilgilenmeyecektir.

ABD’nin Türkiye’yi S400 alması nedeniyle F-35 programından çıkarması ve Türkiye’de üretilen jet parçalarının başka bir ülkede üretilme kararı alması sonrası Rusya’dan Türkiye’ye savaş uçağı teklifi yapıldı. Rostech’in başkanı Sergey Chemezov’un açıklamasıyla Rusya, Sukhoi Su-35 uçağını satabileceğini duyurdu. Fakat Su-35 yeni nesil savaş uçağı olmadığı için Türkiye’nin işine yaramıyor. Zaten Türkiye, F-16 uçaklarının yeni nesil olmamasından dolayı F-35 programına dâhil oldu. Bu şartlarda Rusya’nın Su-57 ortak üretimi dışında Türkiye’ye uçak satması mümkün gözükmüyor. Türkiye’nin Su-57 savaş uçaklarının ortak üretimi teklifi dışında Rusya’dan eski nesil savaş uçağı alması beklenilmemelidir.

 

 

Suriye’de Rusya, ABD’nin tuzağına mı düştü?

13 Kasım 2019’da Erdoğan-Trump görüşmesinde iki ülke arasında önceden var olan kriz ortamının yumuşadığını söyleyebiliriz. Bunun en büyük nedeni olarak Suriye’de Türkiye sınırında PKK-PYD ile olan sorunun ABD tarafından Esed ve Rusya’ya devredilmesidir. Türkiye’nin Barış Pınarı Harekâtı sürerken ABD’nin geri çekilme kararı alması ve sonrasında ABD askerlerinin çekildiği yerlere Rus ve Esed askerlerinin yerleşmesi ilk bakışta Rusya açısından kazanç gibi gözükebilir. Fakat ABD, bu krizi Rusya’ya devrederek bir bakıma PKK-PYD sorununun Türkiye-Rusya arasından anlaşmazlığa neden olacağını hesaplamaktadır. Türkiye sınırında Rusya ve Esed yerleşse de Türkiye bu iki gücün PKK-PYD ile işbirliği yaparak bölgede bir çekilme gerçekleşmediğini biliyor. ABD bilerek ve isteyerek geri çekilirken bölgeyi Rusya’ya bırakmış gibi.

 

 

Rusya eğer çekilme gerçekleşirken aceleci davranmasaydı günümüzde Türkiye ordusu PKK-PYD’yi büyük oranda yok etmiş olacak hatta petrol sahalarını kontrol edemeyecek bir seviyeye getirecekti. Suriye-Irak sınırının Türkiye ordusu tarafından kontrol edilmiyor olması hem ABD’nin lojistik ihtiyacını hem de petrolün Irak’a satışını kolaylaştırıyor. Rusya, Suriye’nin kuzeyine yerleşerek bir bakıma ABD ve PKK-PYD’ye yaşama hakkı tanıdığının farkında değil. ABD ve PKK-PYD kendi aralarına Rusya ve Esed’i yerleştirerek doğrudan Türkiye ile sorun yaşamaktan kurtulmuş oldular. Türkiye’nin Suriye sınırındaki PKK-PYD sorunu artık ABD ile değil Rusya ile. Rusya tüm ihlallere rağmen PKK-PYD’ye tek kurşun sıkmış değil. Hatta Esed ve PKK-PYD’nin Türk ordusuna karşı sıktığı kurşunları da engelleyebilmiş değil.

TRT Rusça’da yayınlanmıştır.

 

Prof. Dr. Salih Yılmaz

Rusya Araştırmaları Enstitüsü Başkanı

YENİ HABERLER

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış.

YENİ HABERLER