Ermenistan-Azerbaycan Barış Anlaşmasının Değerlendirilmesi

10 Kasım 2020, 18:02

27 Eylül’de başlayan savaş 45 gün sürdükten sonra 9 Kasım’da barış anlaşmasıyla şimdilik son buldu. Barış anlaşmasının şartlarını değerlendirmeden önce anlaşma maddeleri neler bakalım. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ermenistan Cumhuriyeti Başbaşkanı Nikol Paşinyan ve Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin’in aşağıdaki hususlara ilişkin açıklamasıdır:

  1. 10 Kasım 2020 Moskova saatiyle 00.00’da Dağlık Karabağ çatışma bölgesinde tam ateşkes sağlandığı ve tüm askeri faaliyetlerin durdurulduğu ilan edilir. Bundan sonra taraflar olarak anılacak olan Azerbaycan Cumhuriyeti ve Ermenistan Cumhuriyeti, bulundukları pozisyonlarda kalır.
  2. Agdam ilçesi, 20 Kasım 2020 tarihine kadar Azerbaycan Cumhuriyeti’ne iade edilir.
  3. Dağlık Karabağ’daki cephe hattı boyunca ve Laçin koridoru boyunca, hafif silahlı 1.960 asker, 90 zırhlı personel taşıyıcı, 380 otomobil ve özel araçtan oluşan Rusya Federasyonu barış gücü konuşlandırılır.
  4. Rusya Federasyonu barış gücü, Ermenistan silahlı kuvvetlerinin çekilmesine paralel olarak konuşlandırılır. Rusya Federasyonu barış gücünün görev süresi 5 yıl olup Taraflardan hiçbirinin bu hükmün yürürlüğünün sona ermesinden 6 ay önce beyanda bulunmaması halinde, sonraki 5 yıllık dönemler için kendiliğinde uzar.
  5. Çatışan Tarafların mutabakatlara uyup uymadığını izleme verimliliğinin artırılması amacıyla, barış gücü ateşkes kontrol merkezi konuşlandırılır.
  6. Ermenistan Cumhuriyeti, Kelbecer ilçesini 15 Kasım 2020’ye, Laçin ilçesini 1 Aralık 2020’ye kadar Azerbaycan Cumhuriyeti’ne iade eder. Dağlık Karabağ ile Ermenistan’ın bağlantısını sağlayacak ve aynı zamanda Şuşa şehrini etkilemeyecek olan Laçin koridoru (5 km genişliğinde) Rusya Federasyonu barış gücünün kontrolünde kalır. Tarafların mutabakatı ile Dağlık Karabağ ve Ermenistan arasındaki bağlantıyı sağlayacak Laçin koridorunun yeni güzergahı için önümüzdeki üç yıl içinde inşaat planı oluşturulacak ve daha sonra bu güzergahın korunması için Rus barış gücü konuşlandırılacak. Azerbaycan Cumhuriyeti insanların, araçların ve kargoların Laçin koridoru boyunca her iki yönde seyahat güvenliğini garanti eder.
  7. Yerelde yerinden edilmiş kişiler ve sığınmacılar, Dağlık Karabağ topraklarına ve çevredeki ilçelere BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin kontrolü altında döner.
  8. Savaş esirleri, rehineler ve diğer tutukluların yanı sıra cenazelerin değişimi gerçekleştirilir.
  9. Bölgedeki tüm ekonomi ve ulaşım bağlantıları üzerindeki blokaj kaldırılır. Ermenistan Cumhuriyeti insanların, araçların ve kargoların her iki yönde sorunsuz şekilde seyahat etmesinin organizasyonu amacıyla Azerbaycan Cumhuriyeti’nin batı bölgeleri ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti arasındaki ulaşımın güvenliğini garanti eder. Ulaşımın kontrolü, Rusya Federal Güvenlik Servisi’nin (FSB) Sınır Birimi organları tarafından gerçekleştirilir. Tarafların mutabakatı ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ni Azerbaycan’ın batı bölgelerine bağlayan yeni ulaşım yollarının inşası sağlanacaktır.”

 

 

 

 

ANLAŞMANIN DEĞERLENDİRİLMESİ:

 

  • Anlaşmanın 2. Maddesine geçen “Agdam ilçesi, 20 Kasım 2020 tarihine kadar Azerbaycan Cumhuriyeti’ne iade edilir.” şartı ile 1988 nüfus sayımının dikkate alınarak Ağdam’ın Azerbaycan kontrolüne verilmesi kabul edilmiştir. Zaten Ermenistan da bu bölgeleri barışa zorlamak adına elinde tuttuğunu daha önce duyurmuştur. Ağdam’ın nüfusu işgal öncesinde %99,5 Azerbaycanlılardan oluşuyordu. Bu haliyle hakkın teslimi söz konusudur.

 

 

  • Anlaşmanın 3 ve 4. Maddesinde “Dağlık Karabağ’daki cephe hattı boyunca ve Laçin koridoru boyunca, hafif silahlı 1.960 asker, 90 zırhlı personel taşıyıcı, 380 otomobil ve özel araçtan oluşan Rusya Federasyonu barış gücü konuşlandırılır.” (3. Madde),  “Rusya Federasyonu barış gücü, Ermenistan silahlı kuvvetlerinin çekilmesine paralel olarak konuşlandırılır. Rusya Federasyonu barış gücünün görev süresi 5 yıl olup taraflardan hiçbirinin bu hükmün yürürlüğünün sona ermesinden 6 ay önce beyanda bulunmaması halinde, sonraki 5 yıllık dönemler için kendiliğinde uzar.” (4. Madde) ifadeleri ile Dağlık Karabağ’da Rus barış Gücünün sayısı ve görev tanımı belirlenmiştir. 1900 Rus askeri oldukça fazla ve örnekler incelendiğinde orantısızdır. Eğer barışı korumak ve gözlemlemek için Barış Gücü olacaksa bu oran 500 kişiyi geçmemeliydi. Bu haliyle Rusya, bölgede üs kuracak sayıya ulaşmaktadır. Ancak 5 yıllık şart taraflardan birisinin süreyi uzatmak istememesi halinde bitiyor. Yani Rusya bölgede 5 yıllığına kalabilir. Lakin süre uzatılmadığında devreye girecek herhangi bir B planı bulunmaması risk oluşturmaktadır. Bölgede sadece Rus Barış Gücünün konuşlandırılmasına izin verilmesi ise Türkiye açısından bir kayıp olarak nitelendirilebilir. Bunun örnekleri Birinci Dünya Savaşı sırasında da görülmüştür. Fransa, İngiltere gibi ülkelerin Anadolu’yu işgal ettiklerinde Ermenileri silahlandırdıkları unutulmamalıdır.

Anlaşmada Rus Barış Gücünün görev tanımı da belirsizdir. Örneğin bölgede Ermenistan ordusu kalmaya devam edecek mi? Ermeniler silahlarını teslim edecek mi? Bölgede yerel güvenliği, polis gücünü kim sağlayacak? Azerbaycan ordusu bölgede ayrıca bulunacak mı? bu soruların cevapları bulunmamaktadır. Bu haliyle Ermenilerin olduğu yerlerde silahlarını bulundurmaya devam edecekler, askeri sistem bozulmadan kalacaktır. Rusya ileride anlaşmazlık çıkması halinde bölgeyi terk etmesine dair bir açıklama da yok. Örneğin anlaşma bozuldu ve taraflar yeniden çatışmaya başladıklarında Rus Barış Gücü bölgeyi terk edecek mi? Yoksa taraflara karşı güç kullanacak mı? Rus Barış Gücünün görev tanımı ve B Planı kesin olarak belirlenmediği için Rusya’nın bu durumu kendi şartlarında kullanmasına izin verilmiştir.

  • Anlaşmanın 5. Maddesinde “Çatışan Tarafların mutabakatlara uyup uymadığını izleme verimliliğinin artırılması amacıyla, barış gücü ateşkes kontrol merkezi konuşlandırılır.” İfadesi ile Barış Gücünün ve ateşkesin izlenmesi için bir kontrol merkezi oluşturulacağını söylüyor. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, yaptığı açıklamada 5. Maddeye vurgu yaparak Türk Barış Gücünün de olacağını duyurdu. Ancak Rusya Kremlin Sözcüsü Peskov yaptığı açıklamada Barış Gücü içerisinde Türkiye’nin olmayacağını, kontrol merkezinde görevli 1 Türk subayının olacağını, bu merkezin de Dağlık Karabağ dışında Azerbaycan topraklarında olacağını duyurdu. Bu açıklamalar aslında birbiriyle çelişiyor. Eğer Türkiye sadece 1 subay ile Karabağ dışında kurulacak kontrol merkezinde temsil edilecekse bu var ile yok arasında bir şeydir. Kontrol merkezinin Karabağ dışında kurulacak olması da anlamsız. Sorun eğer Karabağ’da ise ve Barış Gücü de Karabağ’da konuşlanıyorsa merkezin Bakü’de veya diğer şehirlerde kurulması işlevsiz olacağı anlamına gelir. Türkiye’nin Barış Gücü içerisinde eşit oranda komuta edebilme yeteneği olmalıydı. Azerbaycan toprakları içerisinde Türkiye’nin askerine izin verilmemesi, kontrolün sadece Rusya’ya bırakılması olumsuz bir sonuçtur. Türkiye daha önce de ilk ateşkes anlaşmasında masa dışında bırakılmak istenmişti. Şimdi de yine masa dışında bırakılmak isteniyor. Bu durumu Azerbaycan itiraz ederek düzeltebilir. Azerbaycan bu haliyle Dağlık Karabağ’daki kontrolü Rusya’ya teslim etmiş oluyor. Ayrıca oradaki Ermenilerin askeri yapılanması, durumu veya göç edecek Azerbaycanlıların haklarını korumak adına da bir işlevi kalmıyor. Bu maddelere göre Rusya eliyle 5 yıllığına Karabağ’da Ermeniler için fiili bir öz yönetim oluşturuluyor.

Anlaşma maddeleri içerisinde Dağlık Karabağ’ın yönetimine dair, iç güvenliğin sağlanmasına dair bir açıklama yok. Mesela buraya Azerbaycan kendi valisini, emniyet müdürünü atayabilecek mi? Rusya Barış Gücü olarak mı görev yapacak yoksa polis gücü olarak da işlevi olacak mı? Eğer polis gücü olarak da çalışacaksa tüm iş-dış güvenliği Rusya’ya teslim etmiş oluyorsunuz. Yani 5 yıllığına kendi topraklarınızın kontrolü Rusya’ya geçmiş oluyor. Türkiye’nin Barış Gücü içerisinde yer almaması riskli bir durumdur.

  • Anlaşmanın 6. Maddesinde “Ermenistan Cumhuriyeti, Kelbecer ilçesini 15 Kasım 2020’ye, Laçin ilçesini 1 Aralık 2020’ye kadar Azerbaycan Cumhuriyeti’ne iade eder. Dağlık Karabağ ile Ermenistan’ın bağlantısını sağlayacak ve aynı zamanda Şuşa şehrini etkilemeyecek olan Laçin koridoru (5 km genişliğinde) Rusya Federasyonu barış gücünün kontrolünde kalır. Tarafların mutabakatı ile Dağlık Karabağ ve Ermenistan arasındaki bağlantıyı sağlayacak Laçin koridorunun yeni güzergahı için önümüzdeki üç yıl içinde inşaat planı oluşturulacak ve daha sonra bu güzergahın korunması için Rus barış gücü konuşlandırılacak. Azerbaycan Cumhuriyeti insanların, araçların ve kargoların Laçin koridoru boyunca her iki yönde seyahat güvenliğini garanti eder.” İfadesi ile Azerbaycan’a bırakılan Kelbecer, Laçin, Şuşa 1988 nüfus sayımına göre Azerbaycan’ın çoğunlukta olduğu bölgelerdir.

Bu madde ile Şuşa üzerinden Hankendi’ye giden yol Azerbaycan’da kalıyor, ancak yeni bir yol yapılması için şart var. Yani Ermenistan için oluşturulacak Laçin Koridoru artık Şuşa’dan geçmeyecek ve 3 yıl içinde yeni yolun güzergahı belirlenecektir. Bu yolun kontrolünü de yine Rus Barış Gücü sağlayacaktır. 5 km genişliğinde ifadesi ile güvenlik koridoru oluşturulmuştur. Yeni yolun yapılması 3 yıl sonra olacak. Ancak şuan var olan durumda Hankendi’den Ermenistan’a ulaşımın nasıl olacağına dair bir açıklama yok. O zaman Ermeniler eskiden olduğu gibi yeni yol yapılana kadar Şuşa’dan mı geçecek yoksa Kelbecer üzerinden mi geçecek? Azerbaycan’ın yeni yol yapıldığında insanların, kargoların, araçların korunmasını gidiş-geliş yönünde güvenliğini garanti edeceği belirtiliyor. Bu haliyle Ermenilerin Ermenistan ile bağlantısı hiçbir kısıtlama getirilmeden sağlanıyor. Özellikle “kargoların” ifadesiyle ticari ve askeri yük taşımacılığı da yapabilecekler. Yine Rus Barış Gücü bu koridorda konuşlandırılırken giden araçların kontrolü, aranması, kargoların kontrolü, hangi eşyanın Karabağ’a girişine izin verileceğine dair bir açıklama yok. Ruslar sadece barış gücü mü olacak yoksa polisin görevini de yapıp giden gelen araçlara müdahale de edecek mi? Yoksa Azerbaycan burada bir kontrol mekanizması kurup malları kontrol edebilecek mi? İşte burada Türkiye’nin devrede olması gerekiyor. Bu koridorda eğer bir kontrol mekanizması olacaksa Türkiye de burada görev almalıdır.

  • Anlaşmanın 7. Maddesinde “Yerelde yerinden edilmiş kişiler ve sığınmacılar, Dağlık Karabağ topraklarına ve çevredeki ilçelere BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin kontrolü altında döner.” İfadesiyle BM kurallarına atıp yapılarak yerlerinden edilmiş insanlar mallarının kendilerine ait olduğunu ispat etmeleri karşılığında evlerine ve topraklarına yeniden sahip olacaklar. Ancak burada sadece Dağlık Karabağ ifadesi ile 1988’de şu anda Zengezur Bölgesinden göç ettirilen Azerbaycanlılar dikkate alınmamıştır. Eğer Ermenilerin dönüşü garanti ediliyorsa Zengezur’da da Azerbaycanlıların köylerine dönmesi garanti edilmeliydi. Bu madde ile Ermenilerin tüm mal varlıkları garanti altına alınmıştır. Yani Azerbaycan kontrolünde olan bölgelere de Ermeniler istedikleri gibi dönebilecekler. Bu haliyle mesela Hadrut, Azerbaycan’a bırakılsa da çoğunluk Ermenilerin olduğu için bölge fiilen Ermenilerin yaşadığı bölge olacaktır. Hankendi, Hocavend, Hocalı, Ağdere bu haliyle Ermenilere bırakılıyor ve Rus Barış Gücü yerleştiriliyor. Aslında Ermeniler daha önce dile getirdikleri bağımsızlık dışında talep ettikleri yerleri almış gözüküyorlar. 1988 nüfus sayısında çoğunlukta oldukları Hadrut dışında diğer bölgelere sahip oldular. Ermenistan için bu anlaşma kayıp olarak gösterilse de tam tersi kazançlı gözüküyor. Tek elde edemedikleri bağımsızlık veya Ermenistan ile birleşme olmuştur. Bunun için de 5 yıllık bir süreleri olduğunu kendileri ifade ediyor. Rusya tek başına bölgede hâkim olduğu sürece bu durumun olmayacağı anlamı da çıkmaz. Yani gelecekte bu hayallerini de olası bir Rusya-Türkiye krizinde gerçekleştirebilirler.
  • Anlaşmanın 7. Maddesinde “Savaş esirleri, rehineler ve diğer tutukluların yanı sıra cenazelerin değişimi gerçekleştirilir.” İfadesiyle her savaş sonunda gerçekleşen şart sağlanmıştır. Zaten uluslararası kurallar da bu değişimi gerekli görüyor.
  • Anlaşmanın 9. Maddesinde “Bölgedeki tüm ekonomi ve ulaşım bağlantıları üzerindeki blokaj kaldırılır. Ermenistan Cumhuriyeti insanların, araçların ve kargoların her iki yönde sorunsuz şekilde seyahat etmesinin organizasyonu amacıyla Azerbaycan Cumhuriyeti’nin batı bölgeleri ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti arasındaki ulaşımın güvenliğini garanti eder. Ulaşımın kontrolü, Rusya Federal Güvenlik Servisi’nin (FSB) Sınır Birimi organları tarafından gerçekleştirilir. Tarafların mutabakatı ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ni Azerbaycan’ın batı bölgelerine bağlayan yeni ulaşım yollarının inşası sağlanacaktır.” İfadesiyle tıpkı Laçin koridoru gibi Azerbaycan-Nahçıvan arasında bir ulaşım koridoru açılması karara bağlanmıştır. Ancak Laçin Koridorunun hangi sürede (3 yıl) yapılacağı ve genişliği (5 km) belirtilmesine rağmen Nahçıvan koridoru ile ilgili açıklayıcı şartlar yoktur. Mesela bu koridor ne zaman yapılacak? Ne kadar uzunluğunda olacak? Nereden geçecek? Azerbaycan bunları anlaşma şartlarına eklemediği için Ermenistan’ın en kötü yeri seçerek koridoru belirlemesi mümkündür. Koridor tıpkı Laçin koridorunda olduğu gibi Azerbaycan’ın istediği güzergahta olmalı, uzunluğu ve genişliği ile süresi belirtilmelidir. Yine anlaşmada sadece karayolu olarak kayda alınmıştır. Peki ya ileride iki koridorda da demiryolu yapılmak istenirse? Bununla ilgili de açık bir madde koyulmamıştır. Anlaşma metninde Nahçıvan koridoru için “insanların, araçların, kargoların” ifadesi yer alırken Ruslar sadece insanlar ve yiyecek geçişi için olduğunu duyurdular. Eğer bu koridorlar ticaret için kullanılamayacaksa o zaman sadece Rusya’nın bölgede kalması için bahaneden öteye gidemez. Yine maddede en büyük eksiklik Rus FSB Sınır Muhafızlarının ulaşımın kontrolünü kaç yıl boyunca sağlayacakları belirtilmemiş? Bu haliyle Ruslar, Nahçıvan koridorunu süresiz mi kontrol edecek? Bunun süresi belli olmalıydı. Laçin koridorunda 5 yıl süre var ancak Nahçıvan koridorunda süre yok. Rusya’ya süresiz bir kontrol verilerek koridor işlevsiz hale getiriliyor.

Anlaşmada Nahçıvan koridorunu da Rusya FSB Sınır Birimi güçlerinin kontrol edeceğinin belirtilmesinde “ulaşımın kontrolü” ifadesiyle aslında Azerbaycan tüm inisiyatifi Rusya’ya bırakmıştır. Dikkat ederseniz ulaşımın kontrolü deniyor yani güvenliği denmiyor. Eğer anlaşmada güvenliğini deseydi o zaman Rus askerleri sadece güvenlikten sorumlu olurlardı. Şimdi ise ulaşımın kontrolü ifadesiyle yoldan geçen tüm araçları, kargoları, insanları arayabilir ve geçişi kısıtlayabilirler. Yani olası bir Türkiye-Rusya, Rusya-Azerbaycan anlaşmazlığında bu koridoru işlemez hale getirebilirler. Anlaşmada hem Laçin koridoru hem de Nahçıvan koridoru için Azerbaycan-Ermenistan arasında bir mekanizma oluşturulmalıydı. Nahçıvan koridorunda Nahçıvan’ın hiç etkisi yok. Madem bir koridor kuruluyor özek bir bölge olan Nahçıvan’ın hiç söz hakkı yok mu? Ayrıca Nahçıvan koridorunda mutlaka Türkiye’nin garantörlüğü ve güvenlik sorumluluğu olmalıydı. Rusya, Laçin koridorunda ulaşımın kontrolünü Rusya sağlar ifadesini şarta bağlamamışken Nahçıvan koridorunda bunu şarta bağlamıştır. Bu koridor bu haliyle Rusya’nın inisiyatifiyle ya işlevsel olur veya tıkanır. Bu maddenin mutlaka güncellenmesi gerekir. Türkiye, Nahçıvan koridorunda garantör olmalıdır. Rusya olacaksa da sadece güvenliği sağlamadan sorumlu olmalıydı. Güvenliği sağlarken de yoldan geçen araç ve kargoların durumuna karışmadan yoldan en az 1-2 km uzakta güvenlik görevi işlevini görmeliydi. Nahçıvan Özerk Cumhuriyetinin kendisini ilgilendiren bir anlaşmada hiç olmaması da anlaşmanın eksiklerindendir.

Anlaşmada özellikle Laçin koridoru ve Nahçıvan koridorunda görev alacak Rus güçlerinin görev süresi ve tanımı kesin belirlenmemiştir. Rus güçlerinin görevi belirlenecek bir zamandan sonra otomatik bitmeli ve yerine ne oluşturulacak veya gelecekse belirtilmeliydi. Örneğin Laçin koridoru ve Nahçıvan koridoru 3 yıl için Rus-Türk barış gücünün güvenliğinde işler ve sonrasında otomatik olarak Ermenistan-Azerbaycan arasında yapılacak bir anlaşmayla yeniden bir komite oluşturulur denebilirdi. Veya komite şimdiden oluşturulur ve 3 yıl sonra göreve başlar ifadesi yer almalıydı. Bu komitede Laçin koridorunda Ermenistan-Azerbaycan ve Dağlık Karabağ, Nahçıvan koridorunda ise Azerbaycan-Ermenistan-Nahçıvan olmalıdır.

SONUÇ

Sonuç olarak yapılan anlaşma hem Ermenistan hem de Azerbaycan için sorunun çözümüne katkı yaptığından kazançlıdır. Azerbaycan daha önce istediği gibi işgal altındaki ana topraklarını almıştır. Ermeniler ise 1988’de çoğunlukta yaşadıkları yerlerde mallarının garanti edildiği ve özgürce yaşayabilecekleri bir durumu sağlayabilmişlerdir. Ermenistan açısından tek kayıp artık bağımsızlık elde etmeleri mümkün değildir. Azerbaycan açısından kazanç ise Nahçıvan koridoru ile toprak bütünlüğünü sağlamasıdır.

Ancak anlaşmada inisiyatif tamamen Rusya’ya bırakılmıştır. Türkiye’nin karar mekanizması ve sahada olması engellenmiştir. Nahçıcan koridorunda Rusya sadece güvenlik değil ulaşımın kontrolünü sağlayacağını kayda geçirerek yolun denetimini resmen ele almıştır. Laçin koridorunun nereden geçeceği ve ne zaman yapılacağı açıkça belirtilmişken Nahçıvan için böyle bir açıklama yoktur.  Anlaşma, kesin belli olmayan taraflar nedeniyle ileride kötüye kullanıma açıktır. Rusya, arabulucu olması gerekirken hem Azerbaycan topraklarında hem de Ermenistan topraklarında denetleyici, karar verici konuma getirilmiştir.

Türkiye’nin sadece komuta merkezinde 1 asker ile bulunması şartı ile (eğer değişmezse) bölgede etkin olması şimdilik mümkün değil. Türkiye, garantör olarak veya sürecin içerisine alınmadığından gelecekte bir anlaşmazlıkta tarafların “Türkiye’ye sen zaten anlaşmada yoksun neden karışıyorsun” deme hakkı doğmuştur. Türkiye özellikle Nahçıvan koridoru konusunda garantörlüğünü garanti altına almalıdır. Rusya’nın ulaşımı kontrolü değil güvenliği sağlaması şeklinde anlaşma güncellenmelidir. Bu güvenliğin de sınırları ve kapsamı belirlenmeli, koridorlardaki Rus gücünün görev süresi otomatik olarak biteceği bir tarih verilmelidir.

Laçin koridorunda Azerbaycan’ın yeni yol yapıldığında insanların, kargoların, araçların korunmasını gidiş-geliş yönünde güvenliğini garanti edeceği belirtiliyor. Ancak aynı durum Nahçıvan koridorunda Ermenistan için söylenmiyor. Süresiz Rus sınır muhafızlarına mı bırakıldı yoksa bir süre var mı? Belli değil. Bu anlaşma eğer gelecekte Ermenistan-Azerbaycan, Ermenistan-Türkiye arasında olumlu ilişkilere neden olursa toprak takasına giden bir sonuç verebilir.

 

 

Prof. Dr. Salih Yılmaz

 

 

YENİ HABERLER

YORUMLAR

Yazıya 1 yorum yapılmış.

hayrettin güler 11 Kasım 2020

Barış gücü soruna taraf olmayan bir çok devletin bir araya gelmesiyle oluşturulan bir yapıdır ve BM şemsiyesine ihtiyaç gösterir. Bu olsa olsa kavga eden iki komşu arasına giren hatırı sayılır, sözü geçen komşu örneği bir modeldir. Sorunun sona erdiğini söylemek erken. Bence problemler bundan sonra başlar. Ruslar, Ermenileri her zaman Azerilere yeğ tutar.

YENİ HABERLER