Betebet

Gerasimov Doktrini ve Hibrit Savaşları

26 Aralık 2018, 17:43

 

Hibrit Harp” konseptine ilişkin değerlendirmelerde çoğunlukla Rusya Genelkurmay Başkanı Valery Gerasimov’un 2013 yılında yayınladığı “Öngörüde Bilimin Değeri” başlıklı bir makaleye atıfta bulunulmakta ve Rusya ve Rusya’ya müzahir kaynaklarda buna “Gerasimov Doktrini” veya “Doğrusal Olmayan Harp “adı verilmektedir. Rusya Genelkurmay Başkanı Valery Gerasimov tarafından doktrine edilen ve dünya kamuoyunda daha çok ‘’hibrit savaş’’ olarak tanınmış savaş konseptidir. Rusya Genelkurmay Başkanı General Valery Gerasimov, “Hibrid Savaş” olarak kavramsallaştırılan bu stratejinin mimarı kabul edilmektedir.

 

 

Gerasimov Doktrini olarak da adlandırılan Hibrit Şavaş;  “Kirli savaş”, ‘’Karma Savaş’’ ‘’Bulanık Harp’’, ‘’Sınırlandırılmamış Harp’’ gibi farklı isimlerle de anılabilmektedir. Gerasimov söz konusu makalesinde “21’inci yüzyılda savaş ile barış arasındaki çizginin giderek bulanık hale geldiği bir dönemde siyasi ve askeri hedeflerin ele geçirilmesinde; askeri olmayan vasıtaların rolünün arttığını, klasik askeri harekâtın barış zamanında itibaren başladığını belirtmektedir.

 

 

Gerasimov makalesinde, günümüzde bilgi harbi ve özel kuvvet harekatlarının örtülü olarak Barışı Koruma ve Kriz Yönetimi maskesi altında kullanılması gereğinin arttığını, düşman topraklarında sürekli bir cephe bulundurmak için muhalefetin etki altına alınmasının gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca teknoloji ve bilgi ortamının, düşman devlet kademelerinin ve halkının etki altına alınmasında ve Silahlı Kuvvetlerinin muharebe etkinliğini azaltacak asimetrik olanaklar yarattığını ifade etmektedir.

 

 

Gerasimov bu doktrinde savaşların doğası ve bu doğanın değişimi üzerinde durmaktadır. Savaşın doğasının her geçen gün değiştiği vurgusunu yapan Gerasimov, Arap Baharı ve Renkli Devrimler’den çıkarılabilecek önemli dersler olduğunu düşünmektedir. Yaşanan devrimler, bir devlete kendi içerisindeki unsurların dışarıdan yapılacak bir müdahaleden çok daha büyük zararlar verilebileceğini göstermiştir. Hibrit savaş stratejisi de bu süreçlerden çıkarılan derslerle oluşturulmuştur. Stratejinin esası, barış durumunu beyaz, savaş durumunu siyah olarak kabul edersek iki durum arasında kalan gri bölgenin kullanılmasına dayanmaktadır. İşte gri bölgede askeri olmayan kapasitenin yönlendirilmesi ve yönetilmesi konvansiyonel güç kullanımından çok daha etkili sonuçlar vermektedir. Düzenli ordunun kullanılması ise hibrit savaş yöntemleriyle belirlenen maksatlara ulaşıldıktan sonra elde edilen kazanımın korunması yani barışı koruma ve destekleme harekâtına yöneliktir.

 

 

 

Hibrit savaşın özünü, düzenli veya nizami ordunun savaş içerisinde kullanılmadığı süreçte kullanılan araç ve yöntemleri oluşturmaktadır. Doğası gereği kapalı olarak yürütülen Hibrit Savaş, Savaş Hukuku açısından uluslararası ilişkilerin çatı örgütü olan Birleşmiş Milletlerin getirebileceği yaptırımları büyük ölçüde engellemektedir. Hibrit savaşta devletler arasında açıkça bir savaş durumu söz konusu değildir. Yani Harp ilanı gerektirmez.

 

 

Bu süreçte kullanılan araçlar uygulamadan uygulamaya farklılık göstermekle birlikte, stratejinin en önemli unsurlarından birincisi, Hısım devlet içerisindeki muhalif unsurların desteklenmesi ya da desteklenecek bir muhalif unsurun oluşturulmasıdır. İkinci önemli unsuru ise muhalif unsurların ağırlık kazandığı bölgeye dünya kamuoyu tarafından fark edilmeyecek şekilde, Özel Kuvvetler, Özel operasyon kuvvetleri ve GNH Kuvvetlerinin sevk edilerek muhalif unsurların desteklenmesidir.

 

 

Günümüzde hedef tahtasına konulan herhangi bir ülke; Siyasi karar vericileri ve halkına yönelik bilgi operasyonları , kitle imha silahlarını da kullanabilecek terör örgütlerinin oluşturduğu yıkıcı ve Bölücü tehditler ve milli güç unsurlarını kullanma yeteneğini sekteye uğratacak bozguncu tehditler ile karşı karşıya bırakılmaktadır. Bu tehditler her geçen gün gelişen teknoloji ile birlikte yeni özellik ve nitelikler kazanmaktadırlar. 21’inci yüzyılda devletler veya devletler grubu,  siyasi ve askeri hedeflerine ulaşmak için, simetrik ve asimetrik yöntemleri karma etki sağlayacak şekilde hedef ülke veya ülkelere yöneltmektedir. Simetrik yöntemlerde konvansiyonel tehdide karşı benzer konvansiyonel yöntemler kullanırken asimetrik yöntemlerde; konvansiyonel, konvansiyonel olmayan ve gayri nizamî kuvvetlere karşı benzer bu tehditlere benzer olmayan yöntemler kullanılabilmektedir.

 

 

 

Hibrit Savaş büyük devletler arasındaki güç mücadelesi ve rekabet yüzünden ortaya çıkmıştır. Hibrit savaş”; yerel nüfusun içinde bir kesimin örgütlenmesi, silahlandırılması, harekete geçirilmesi; profesyonel, askeri- istihbarat uzmanlarının bu nüfusun içine gizlice sokulması ve varlıklarının ısrarla inkâr edilmesi; bu inkârı destekleyen güçlü, yaygın bir enformasyon, dezenformasyon, propaganda kampanyası yürütülmesi; bir aşamadan sonra askeri personelin, mekanize birliklerin kimliklerini gösteren işaretler olmaksızın savaş alanına sürülmesi; aynı anda ekonomik, sibernetik saldırıların düzenlenmesi… gibi yöntemlerin hepsinin birden belli bir program kapsamında, eşgüdümlü olarak kullanılması anlamına gelmektedir. Bu savaş türü, ulus devletler tarafından kullanılabildiği gibi, kısmen ya da başka yöntemlerle karıştırılarak gerilla grupları ve Hükümet Dışı Organisazyonlar tarafından da kullanılabilmektedir.

 

 

HİBRİT YÖNTEMLERİ

 

Devletlerin hedeflerine ulaşmada kullandıkları Hibrit Harp yöntem ve araçlarının neler olduğuna baktığımızda şu konuların öne çıktığını görüyoruz:

 

-Ayaklanmaların kışkırtılması; direnen silahlı muhalif grupların desteklenmesi,

-Kitlesel göç hareketlerinin yaratılması,

-İnsanı korku ve dehşete düşüren sansasyonel cinayet ve suikastlar;

-Kadın ve çocukların istismar edilmesi,

-Uyuşturucu ve insan kaçakçılığı olaylarının yaratılması,

-İç siyasi çalkantılar meydana getirilmesi,

-Çocukları, sivilleri canlı kalkan olarak kullanan terörist grupların yaratılması,

-Hendek kazma eylemlerinin yaygınlaştırılması,

-Askeri ve yolcu uçaklarının düşürülmesi,

-Barış gücü ve insani yardım gibi… Faaliyetler sayılabilir.

-Birinci Dünya Savaşı’nda Almanya’nın İngiltere yönetimi altındaki Hindu ve Müslüman unsurları kışkırtması,

-2006 yılında Hizbullah-İsrail çatışmaları,

-2008 yılında yaşanan Gürcistan-Güney Osetya olayı nedeniyle Rusya-Gürcistan Savaşı,

-2014 yılında Kırım Krizi,(Halk istiyor hikayesi)

-2001 yılında Afganistan’ın ABD tarafından işgali,(Sözde Radikal İslamcı Gruplarla Mücadele)

-2003’te Irak’ın işgal edilmesi,(Demokrasiyi yayma bahaneleri )

– Arap Baharı projeleri ile yaratılmak istenen parçalanmış Ortadoğu(BOP)

– DAEŞ’in yaratılması ,

-Türkiye’de Gezi olayları gibi gelişmelerde Hibrit  Savaşı tekniklerinin etkili bir şekilde kullanıldığını görüyoruz.

 

 

 

Rusya’nın Kasım 2014’den beri Ukrayna krizi ile birlikte Ukrayna’nın doğusunda yürüttüğü siyasi ve askeri mücadeleyle yeniden gündeme gelen ‘’Hibrit Savaş’’ kavramı, Rusya’nın Suriye’deki askeri varlığı ile birlikte bölgedeki diğer aktörler ve bunların yürütmekte oldukları faaliyetler kapsamında siyasi ve askeri güvenlik değerlendirmelerinde daha sıklıkla gündeme gelmeye başlamıştır. Rusya’nın Ukrayna’nın doğusunda ve Kırım’da yürüttüğü harple birlikte daha önce askeri ve güvenlik çevrelerinin dışında pek kimsenin duymadığı “Hibrit Harp” veya Rus güvenlik çevrelerinin kullanmayı tercih ettiği “Gerasimov Doktrini” Rusya tarafından Suriye’de halihazırda uygulanmaktadır. Rusya tarafından Ukrayna’da ve Suriye’de büyük çaplı askeri kuvvetler kullanılmadan icra edilen harekât “Gerasimov Doktrini”nin sahada başarıyla uygulandığını göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Rusya Suriye harekatını, büyük çaplı konvansiyonel askeri kuvvetler kullanmadan, milli güç unsurlarının desteğinde Şebbiha grupları, İran Devrim Muhafızları Ordusuna bağlı Kudüs Kuvvetleri, Hizbullah, milis Şii gruplar ve niteliği itibariyle askeri olmayan diğer unsurlarla icra etmektedir.

 

 

 

Kırım’ın bağımsızlık süreci örnek vaka olarak ele alınacak olursa hibrit savaş stratejisinin teorik yaklaşımlarının uygulanışı daha net olarak anlaşılacaktır. Bilindiği gibi Kiev’de AB taraftarı kitlelerin Rus yanlısı yönetimi protesto etmesi üzerine, Kırım ve Rusya sınırındaki bazı bölgelerde bulunan Rusya yanlısı unsurlar da kendi bölgelerinde protestolar ve yerel idareyi ele geçirme teşebbüsünde bulunmuştur. Bu süreçte Rusya, sınıra askeri yığınak yapmak ve Ordu’sunu alarm durumuna geçirmekle beraber Ukrayna’ya karşı Askeri güç kullanmamış, fakat muhalif unsurlarla insan haklarına aykırı müdahalelere karşı koruma tedbirlerine başvuracağını açıklamıştır. Kırım’da ise daha sonradan Rusya Özel Kuvvetlerine mensup (GRU, SPETNAZ) oldukları anlaşılan, Avrupa medyası tarafından ‘’little green man’’ olarak adlandırılan, kimlikleri ve aidiyetleri belli olmayan, iyi eğitimli ve ağır silahlı, yüksek askeri koordinasyon ve yeteneğe  sahip gruplar ile kritik tesisler  hızlı ve en az çatışmaya girecek şekilde işgal edilmiştir. Ukrayna ve AB tarafından öne sürülen ‘’Kırım’daki organize güçlerin Rus Birlikleri oldukları’’ iddialarını Rusya Devlet Başkanı V. Putin tarafından kesin bir dille reddetmiştir. Putin’in açıklamasına göre ‘’Düzenli Rus Ordu Birlikleri bağımsızlık referandumu ve RF’ye bağlanması kararının alınmasından Kırım’a girmiştir’’.

 

 

 

DAEŞ’in kısa zamanda Irak ve Suriye’nin yarısını işgal etmesinde de hibrit savaşı uygulamalarını görüyoruz. Hızla ilerleyerek geniş alanları kontrol altına alan düzensiz birlikler, sosyal medyayı etkin biçimde kullanan propaganda faaliyetleri, yerel nüfusun harekete geçirilmesini sağlayan ağ şebekesi, hiçbir kural tanımayan şiddet ve şok yaratıcı terör, düzenli ordunun gerilla savaşı taktikleriyle desteklenmesi, petroldan elde edilen gelirlerin bu amaçlarla kullanılması hibrit savaş uygulamaları için örnek olarak gösterilebilir.

 

 

 

 

Batılı güvenlik çevrelerinde Hibrit Harp yeni bir harp türü olarak kabul edilmemektedir. NATO içerisinde daha çok simetrik ve asimetrik etki yöntemlerine organize suçlar ve terörizmin ilave edilmesiyle oluşan bir tehdit yöntemi olarak kabul edilmektedir. NATO’da Hibrit tehdidi sosyal ve ahlaki kısıtlamaları olmayan sosyal bir harp olarak tanımlama eğilimi mevcuttur.  NATO’ya göre Hibrit Savaş;  konvansiyonel teknoloji ve organizasyonun, konvansiyonel olmayan taktik ve uygulamalarla birleşiminin getirdiği sadece fiziksel bir üstünlük değil aynı zamanda devletlerin uluslararası hukuk kurallarına uymak zorunda olmadığından dolayı bilişsel bir üstünlük olarak algılanmaktadır.

 

 

Rusya’nın yeni bir harp türü ortaya koyabilecek kapasite ve yeteneğe sahip olduğunu kabul etmek anlamına gelecek olması, ikincisi bu konseptin Rusya tarafından kullanıma sokulduğu sahalarda ABD ve NATO’ya karşı bir tehdit oluşturmaması, üçüncü ve belki de en önemli sebebi Hibrit Harp kavramının organize sınır aşan suçlar ve terörizmi de içeriyor olması ve bunun da Uluslararası Hukuk kapsamında suç teşkil etmesidir.

 

E.Kurmay ALB. Hayrettin GÜLER

RUSEN Askeri ve Güvenlik Danışmanı

YENİ HABERLER

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış.

YENİ HABERLER