Betebet

Hibrit Savaş Nedir?

15 Kasım 2017, 01:16

Hayrettin Güler

Rusya Araştırmaları Enstitüsü (RUSEN) Askeri Güvenlik Danışmanı

 

HİBRİT SAVAŞI NEDİR?

Hibrit savaş, açık veya gizli olarak birden fazla savaş vasıtasının belli bir amaç için karmaşık bir biçimde kullanıldığı yeni bir savaş türüdür. Hibrit savaşın açık veya gizli uygulama vasıtaları çok çeşitlidir. Bir ülkenin kara, hava ve deniz sahalarında icra edilebilir. Modern siber savaş yöntemlerinin kara-deniz-hava gibi ülke sınırlaması yoktur. Asimetriktir. Her türlü savaş taktik ve tekniğinin uygulandığı hibrit savaşı harp alanının boyutları ile sınırlanamaz. Yani harekât sahası sınırsızdır. Kimilerine göre 4. nesil savaş, kimilerine göre ise, ‘kirli’ bir savaş olarak nitelendirilmektedir. Savunma önlemleri planlanırken hibrit savaşın karmaşık, çok boyutlu ve sınırsız özellikleri daima göz önünde tutulmalıdır[1].

Hibrit savaşın asıl amacı, harp ilan etmeden, hedef ülke hükümetini devirmek, hedef alınan ülkede çıkarlara uygun olan yeni bir hükümetin kurulmasını sağlamaktır. Aslında bu en önemli politik amaçlardan birisidir. Milattan önce V. yüzyılda meydana gelen Peloponez Savaşı sırasında Atina, Sparta ile cephe savaşları dışında,  Sparta içinde ayrı bir kimliğe sahip fakat Spartalı’lara kayıtsız şartsız itaat eden Helotlar’ın Sparta’ya karşı ayaklanmalarını her şekilde teşvik etmekteydi. Askeri bakımdan Atina ordusunu yenebilecek kapasitede olan Sparta, iç isyanların sona erdirilmesi ve sadık Helotların kaybedilmemesi amacıyla Atina ile barış aramaya başlamıştı.

Tarihte bu olay ilk “Hibrit Savaşı” olarak kayıtlara geçmiştir. Çok farkedilmesede ABD, özellikle İkinci Dünya Sasaşı’ndaan sonra dünyanın farklı bölgelerinde hibrit savaşı kullandı. ABD’nin SSCB ile giriştiği soğuk savaş döneminde aslında iki ülke de hibrit savaşı etkin olarak kullandılar. Son yıllarda Rusya’nın Gürcistan, Ukrayna ve Kırım krizlerinde hibrit savaşını bir kuvvet çarpanı olarak etkili bir şekilde başarıyla kullandığını görüyoruz. Rusya’nın son dönemde hibrit savaşta üstünlük kazanmasıyla ABD’nin kendi silahıyla vurulduğunu da söyleyebiliriz. Çünkü ABD, Rusya’ya karşı hibrit savaşta çaresiz ve ilk adımı atandan çok önlem almaya çalışan bir role büründüğü görülüyor. Sırf bu nedenle Rusya’ya karşı hem Suriye’de hem de Doğu Avrupa’da üstünlüğü yitirmiş durumdadır.

Hibrit savaşı büyük ölçüde metafiziktir ve gözle görülmesi zordur; her yerdedir ama hiçbir yerde değildir. Eğer bir ülkeye hibrit saldırısında bulunulursa, buna hibrit savunma yöntemleri ile karşılık vermek en doğru yöntemdir. Pencere ve ekranın arka tarafında duran ve asla görünmeyen hibrit savaşında ‘’hayatta kalmak ve kazanmak’’ dışında bir seçeneğiniz yoktur. Hibrit savaşı, uluslararası hukukun kabul ettiği klasik anlamdaki savaş ilanı yapılmadan bir ülkenin diğerine (diğerlerine) politik,  ekonomik ve enformatik yollarla siyasi iradesini dayatma arzu ve çabasıdır.

Hibrit savaşında öncelikle hedef ülkede yaşayan ve müzahir olduğu değerlendirilen bir kısım halkın önceden örgütlenmesi ve eğitilmesi gerekir. Bunu sağlamak için hedef ülkeye istihbarat elemanları ve gayri nizami harp unsurları sızdırılır. Halkın örgütlenmesini teşvik etmek için hedef hükümetle ilgili karalama kampanyaları başlatılır. Enformasyon ya da bilgi harbi  elemanlarınca hangi kaynaktan alındığı bilinmeyen gerçeğe aykırı haberlerle, hedef ülkede yaşayan müzahir halk kışkırtılır. Siber savaş unsurlarınca hedef ülke bilişim sistemlerine saldırılar düzenlenir. Varsa hedef hükümetin gizli faaliyetleri deşifre edilir.

Hibrit savaşında halkın memnuniyetsizliğini arttırmak için, ele geçirilen yolsuzluk belgeleri ve rüşvet belgeleri kamuoyu ile paylaşılır. Yoksa düzmece belgelerle hükümet üyeleri karalanmaya çalışılır. Hükümet üyelerinin ve çocuklarının savurganlıkları, zengin yaşam olanakları medyada abartılarak yayımlanır. Savunma bakanlığının gizli savaş planları, seferberlik çalışmaları dahil, her türden gizli belgeleri ele geçirilmeye çalışılır. Hedef ülkede yaşayan halkın sorunları, hibrit harbi planlayan devletçe diplomasi ile sözüm ona uluslararası arenada savunulur.

Bir yandan hedef alınan devletin hükümeti zayıf düşürülürken, öte yandan kendi hükümetine olan sempati ve güven arttırılır. Bu durum hedef ülkede bulunan ve mevcut otoriteden memnun olmayan halkın memnuniyetsizliğini daha da arttırır. Yer yer grevler, iş bırakmalar, dükkan ve banka soygunları, sokak gösterileri, giderek artan meydan toplantıları görülmeye başlanır. Hedef ülke toplantı ve gösterileri kanunsuz bulup şiddetle bastırdığı takdirde, bu bir kısım halkın memnuniyetsizliğini daha da arttırır. Sivil halkla güvenlik güçleri arasında çatışmalar başlar. Bu çatışmalarda meydana gelecek olan ölüm ve yaralanmalar, propaganda vasıtalarınca abartılarak kamuoyuna sunulduğundan halkın memnuniyetsizliği daha da artar. Giderek devlet kurumlarına saldırılar ve devlet kurumlarının işgali süreci başlar.

Hedef ülkede bilinçli olarak otorite boşluğu oluşturulduktan sonra, fiili isyan hareketleri görülmeye başlanır. Hedef ülkedeki bir kısım halkın isyan hareketini desteklemek maksadıyla, düzenli askeri birliklerin sınıra yakın konuşlandırılır. Düzensiz üniformasız askerler önceden hedef bölgeye sızdırılarak kritik nokta ve bölgelerde tertiplendirilir. Bütün bu faaliyetlerle koordineli olarak ekonomik savaş unsurları da devreye sokulur. İmkan varsa hedef ülkeye ekonomik ambargo uygulanır. Varsa petrol, enerji, ilaç ve gıda maddeleri gibi hayati öneme sahip olan sevkiyatlar son verilir. Bütün bu olanlardan yerel hükümet sorumlu tutulur. Hibrit savaş türü, devlet, devlet olmayan topluluklar ve yerel veya uluslar arası gerilla grupları tarafından da icra edilebilir.

Çeşitli ülkelerde yaşanan toplumsal şiddet olaylarında görüldüğü üzere hibrit savaşının amacı, düşmanın topraklarını işgal etmek yerine hedef ülkenin yönetim yapısını zayıflatıp altyapısını yok ederek milli devletin mücadele azmini ve direniş iradesini kırmaktır. Devletler mevcut sorunların çözümlenmesinde hibrit savaşlarına sık sık başvurmaktadır. Yıllar önce verilmiş politik bir demecin zamanı geldiğinde uygulamaya konması ve buna ait emarelerin tespit edilmesi hibrit savaşlarının birkaç yıl önceden planlanıp hazırlandığını ortaya koymaktadır.

Hibrit Savaşı analitikleri tarafından kurgulanan bu savaş, önceden tahmin edilen ve ülke ekonomisini olumsuz yönde etkileyecek gelişmelerin halkın gözünden gizlenerek dikkatini başka bir yöne çekmek gayretlerini de kapsamaktadır. Uygulayıcı devlet hedef ülke topraklarındaki askeri güçlerinin varlığını inkâr edilebilir. Taraflı medya üzerinden yayılacak asılsız bilgiler ve çeşitli kademelerde yapılacak diplomatik açıklamaların etkisinde kalacak ülke halkı da bu sayede hedef ülkeyi “düşman” olarak görmeye başlayabilir.

Hibrit savaş’ta asıl hedef, bir bölge veya araziyi ele geçirmek veya kontrol etmek değildir. Aksine, istenmeyen hükümet üzerinde baskı oluşturmak, mevcut otoriteyi zayıflatmak, devletin bütün ana organlarını işlevsiz hale getirmek, güç boşluğu yaratarak, hedef alınan ülkede kaos ortamı yaratmaktır. Hibrit savaşında modern teknoloji imkanları en üst seviyede kullanılır. Bu kapsamda harbin enformasyon boyutu öne çıkarılır. Yalan haber üreterek, herkesin bildiği gerçekleri değiştirerek, siber uzayda kendi çıkarına uygun hayali anlatımlar oluşturmak, kendi zayıf yönlerini gizlemek esas alınır.

Hedef ülke özellikle savaşının ilk yıllarında sayısız insan kayıplarına, sosyal ve ekonomik çöküşlere ve uluslararası arenada imaj kaybı gibi sorunlara maruz bırakılarak büyük bir bedel öder. Üçüncü ülkelerin yaşanan olayları anlaması genellikle çok geç olur ve genellikle iş işten geçer, yani atı alan Üsküdar’ı geçer ve tepkiler genellikle cılız olur. Hibrit’in en büyük özelliği niyetin kamuoyu ve dünya gündeminden gizlenerek eylemlerin büyük bir gizlilik içinde yürütülmesidir. Hibrit savaşını kazanmak ve barışa kavuşmak adına hedef ülke hibrit savaşına malzeme olabilecek iç düzenlemelerini önceden süratle yapmalıdır. Yani değişmesi gerekmektedir. Aksi takdirde ülke geneline yayılacak çatışmalar kangren gibi ülkenin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini sürekli olarak tehdit edecektir.

 HİBRİT SAVAŞI: ŞEYTANİ BİR BULUŞ

Savaş, insan topluluğu için elbette olağan bir durumdur. Tarihçiler insanoğlunun varlığı süresince toplam 10 bin savaşın olduğunu, bu savaşlardan sonra imzalanan “ebedi barış” anlaşmalarının ömrünün yaklaşık 9 yıl sürdüğünü hesaplamışlardır. Teknolojinin gelişmesi ile savaş taktikleri daha derin, kurbanlar ise daha çok olmaya başlamıştır. 20 yy.’da kitle iletişim araçlarının gelişmesi ve yaygınlaşması sonucu savaş yöntemlerinde de yeni bir dönüm noktası yaşanmıştır. Mücadele, farklı devletler veya devletlerarası koalisyonlar arasında daha gelişmiş ve daha vahşi bir nitelik taşımaya başlamıştır. Bununla birlikte cephe savaşların şövalye özellikleri, kahramanlık ve onur taşıyan nitelikleri, medya manipülasyonları ile arka plana atılmıştır.

20.yy.’ın ilk yarısında 10 milyon insanın hayatını yitirdiği iki dünya savaşı meydana gelmiştir. Bunun sonucunda insanlık ciddi bir gerileme dönemine girmiştir. Öte yandan, savaşları takip eden yıllarda silahlanma yarışının artması, insanlığın uzayı keşfetmesi, alternatif enerji kaynaklarına duyulan ihtiyaç, etkili kitle iletişim araçlarının ve teknolojilerinin gelişmesi sonucunu doğurmuştur.

İkinci Dünya Savaşı dünyadaki güç dengesini değiştirmiş, üçüncü dünya ülkelerinin ulusal kurtuluş mücadelesi dalgasının da fitilini ateşlemiştir. Denizaşırı topraklarını korumaya çalışan “beyaz insanların” aleyhine olan bu süreci, Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği dünya politikasını yeniden biçimlendirme olanağı olarak görmüş, İsrail’e silah satmak suretiyle Arap monarşilerine karşı gelen İsrail devletinin de bu şekilde bağımsızlığı sağlanmıştır. Bu bağlamda, Calr Clausewitz’in savaşı “düşmanın taleplerimizi yerine getirmesi için kullandığımız araç”[2] olarak betimlemesine dair alıntıya yer vermemiz uygun olacaktır. Hiç şüphesiz, savaş sadece cephe muharebelerinden oluşmuyor. Savaşın aynı zamanda ekonomik, toplumsal yaşam biçimi, yönetim anlayışı ve kamu yönetiminde rekabet ile ideolojik çatışma gibi alanları da kapsamaktadır. Savaş insanların en zayıf duygularını ortaya çıkarabilir, inanılmaz fedakârlıklar ve kahramanlıklar doğurabilir ve ülkenin aşınmasına veya reformlar ile yenilenme sürecini tetikleyebilir.

Elbette bazı ülkeler savaşların üstesinden gelmekte zorluk çekiyor. Hatırlatmak isterim ki, Birinci Dünya Savaşı’nı sadece İngiltere ve Japonya Krallıkları aşabildi. Diğerleri Rusya, Almanya, Avusturya-Macaristan, Osmanlı ya çöktü, ya da şiddetli toplumsal ve politik değişimlere maruz kaldı. İkinci Dünya Savaşı milyonlarca insanın hayatını kaybetmesi ve olağanüstü yıkımlara sebep olması dışında, saldırgan ülkeler için belirli sınırların çizilmesini sağladı. Savaşın sona ermesinden 70 yıl sonra bile günahlarını en iyi şekilde çıkarmış ve Avrupa ve Asya kıtalarının teknoloji liderleri olan Almanya ve Japonya halen Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde temsil edilmemekte olup periyodik olarak suçluluk kompleksi ile karşılaşmaktadırlar. Hedef ülkelere karşı savaş başlatanlar, Carl von Clausewitz’in “kendini ve vatanını korumak ve savunmak isteyenlerin milli hissi saldırgan sebeplerle ve fetih amaçları ile gelenlerden daha yüksektir”[3] sözünü daima göz önüne almak zorundadır. Bütün bunlar cephe savaşı yerine hibrit savaşını daha tercih edilebilir hale getirmektedir.

Yirminci yüzyılın Rus askeri kuramcısı Yevgeny Messner[4]: “Savaşın sadece savaşıldığı, barışın ise savaşılmadığı dönem olarak algılanmasına son verilmelidir. Açık olarak mücadelede olmayarak ta savaşılabilir. Çağdaş savaş formu isyandır. Şiddet, terör ve partizanlar bu savaşın ana “silahlarıdır”. Partizanlar, sabotajcılar, teröristler tarafından yürütülen savaşların gelecekte boyutu çok büyüyecektir[5]” demiştir.

Hibrit Şavaşını yönetecek ülke büyük miktarda para harcayarak çeşitli lisanlarda 24 saat yayın yapabilecek, sahne arkasındaki manipülatörler vasıtasıyla doğrusal olmayan savaş yöntemlerini kullanarak mevcut sorunlara karşı ideolojik vizyonunu gösteren televizyon kanallarını hayata geçirebilir. Hibrit savaşı önceden hazırlanmış askeri, diplomatik, ekonomik ve bilimsel stratejik eylemlerin bir plan dâhilinde uygulandığı bir küme olarak tanımlanabilir[6]. Hedef ülkenin resmi politik statüsünün korunarak himaye altına alınması hedeflenir. Hibrit savaşın temel bileşenleri arasında, konvansiyonel ve konvansiyonel olmayan tehditler, terör, yıkıcı faaliyetler, düşmanın askeri ve politik gücünün sarsılması adına alışılmadık teknolojileri kullanmak ta bulunmaktadır.

Hibrit savaşı klasik savaşın altında diğer etkenleri içeren dönüştürücü (transformatör) bir savaş olarak tanımlanabilir. İçeriğinde bulunan ve askeri olarak tanımlanamayan faktörler klasik bir savaş olarak adlandırılmasına izin vermez. Transformatör savaş (T-savaş) klasik savaş vasıtaları dışında şunları içerir:

  • bilgi propagandası,
  • siyasi ve diplomatik ataklar,
  • lobici bir yaklaşım ile ekonomik ve ticari faktörlerin kullanımı,
  • enerji ve altyapı sektörlerine taarruz,
  • sabotajlar, ile bunlarla koordineli olarak düzenli askeri operasyonlar ve taktik ve nükleer silahların sınırlı olarak kullanımıdır.

Hibrit savaşın klasik savaştan farkı savaşın ilk aşamalarında askeri etkenin çok düşük olması veya hiç olmamasıdır. Bu savaşta herhangi bir devlete ait olmayan ve herhangi bir yasa veya sözleşmelere tabi olmayan “kiralanmış” askerlere kullanılabilmektedir. Bu tür asker ve terörist melezlerinin kimin emirleri doğrultusunda hareket ettikleri bile belli değildir. Eğer komutadakiler bilinmiyor ise, kimse ile ne pazarlık yapılabilir, ne de ateşkes koşulları görüşülebilir. Eğer ateş açılır ise kime nişan alınacağı, kimin sorumlu tutulacağı belli değildir.

Hibrit savaşı çok iyi bir şekilde hazırlanmış amacı olan bir medya savaşıdır, öyle ki gerçekleştirilmesinde birçok haber kanallarına ihtiyacı vardır. Modern toplumda artan rolü ile medya, toplumun kararlarını ve düşüncelerini etkilemek adına kullanılan en iyi araçlardan birisidir. Askeri ve yasadışı belirtilerin yok edilmesi için sloganlar üretilmesi, düşmanın olumsuz özelliklerinin ön plana çıkarılması, (“teröristler”, “darbeciler”, “cunta”, vb.), kendi pozitif imajının abartılarak sunulması, eylemlerin kendi menfaatine göre betimlenmesi ve meşru bir hal alması adına uygun isteklendirme yapılması gibi faaliyetler hibrit savaşının fenomenleri olarak ön plana çıkar.

Bu savaşta kışkırtıcı sergi ve fuarlar, gazete ve dergi yayınları, önyargılı uzman görüşleri, hep bir ağızdan ifade edilen politik söylemler sıklıkla kullanılarak ülke çıkarları hedef ülkelere benimsetilmeye çalışılır. Lobilerin kurulması için ne paradan, ne de zamandan tasarruf edilir.

Emekli bir kurmay subay olarak teklifim şudur: NATO’daki sivil veya asker bütün karar vericiler karşılaştıkları asimetrik, kaynağı bile belli olmayan tehditlerin türüne ve birbiriyle ilişkisine odaklanmalı, samimiyetle, yardımlaşarak yeni tehdit ortamına uygun savunma stratejileri geliştirmelidir. Ordular yeni savunma stratejisine göre teşkilatlanmalı ve tertiplenmelidir. Ancak, her kafadan bir sesin çıktığı ve sonunda ABD’nin dediğinin olduğu NATO’yu bir kenara bırakırsak: Adı konmamış hibrit savaşlarının en acımasızca devam ettiği günümüz dünyasında Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kendi bekası için hibrit savaşlarına karşı etkili savunma stratejileri geliştirmelidir. Türkiye, asimetrik, karmaşık tehdit ortamını bütünüyle hesaba katmalı ve hiç bir tehdidi savsaklamadan ve ciddi karşı tedbirler üreterek başarıya ulaşmalıdır.

 

[1] http://stratejikanaliz.com/hibrit-savas-konsepti/

[2]  Carl von Clausewitz. Savaş İlkeleri. İngilizce’den çeviri LA Igorevsky. – E:. ZAO Tsentrpoligraf,     2007.- s.30.

[3]  Carl von Clausewitz. Savaş İlkeleri. İngilizce’den çeviri LA Igorevsky. – E:. ZAO Tsentrpoligraf, 2007.- s 193.

[4] Messner Eugene Eduardovich (1891-1974): Rus İmparatorluk Ordusu subayı, iç savaş sırasında  çoğunlukla askeri oluşumların karargahlarında Beyazlar’ın yanında savaştı. Rus diasporasının askeri teorisyeni Askeri Bilimler Profesörüdür.

[5] Kuz’movich A.V. Modern savaş teorisi hakkındaki görüşlerin evrimi:

http://cyberlenmka.ru/artide/n/evolyutsiya-vzglyadov-na-teoriyu-sovremennoy-voyny

[6] http://tztver.ru/artides/detail/524

 

(Hayrettin Güler, emekli Jnd. Kurmay Albay’dır. Türkiye ve yurt dışında ülkesini temsil etmiş, fiili olarak terörle mücadelede görev yapmıştır.)

 

YENİ HABERLER

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış.

YENİ HABERLER