jojobet

perabet

casibom

sekabet

Rusya’dan alınan S-400 hakkında bilmediklerimiz neler?

13 Eylül 2017, 19:46

Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN ile Rus yetkililerin S-400 konusunda anlaşmanın tamamlandığına dair açıklamaları başta ABD olmak üzere NATO ülkelerinde baş gündemlerden birisi oldu diyebiliriz.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rus yapımı S-400 füze savunma sisteminin satın alınması konusunda imzaların atıldığını ve Türkiye’nin kapora ödemesini Moskova’ya gönderdiğini açıklamasıyla bu anlaşmanın toplam maliyetinin 2,5 milyar doları bulabileceğini öngörüleri çıkmaya başladı. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan, alımla ilgili olarak bundan sonra Rusya’dan Türkiye’ye kredi aktarımıyla ilgili sürece geçileceğini vurguladı. Cumhurbaşkanı, S-400 konusunda hem kendisinin hem de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in kararlı olduğunu da sözlerine ekledi.

Sistemin teslim edilmesi halinde, Türkiye, S-400 kullanan ilk NATO üyesi olacaktır. ABD, daha önce bu anlaşmadan endişe duyduğunu açıklamıştı.

12 Eylül 2017 Salı günü sabah saatlerinde Kremlin de yaptığı bir açıklamayla S-400 konusunda anlaşma yapıldığını bildirdi. S-400’lerin ne olduğu, neden ihtiyaç duyulduğu ve tepkilere dair görüşleri tek çatı altında sunmamız gerektiğini düşündük. Bu nedenle de hem uzmanların hem siyasetçilerin hem de diğer ülkelerin görüşlerini derledik.

S-400 sisteminin teknik özellikleri neler?

Şu anda dünyada kullanımda olan en iyi hava savunma sistemlerinden biri olarak gösterilen S-400, Rusya’nın Soğuk Savaş döneminde geliştirmeye başladığı füze savunma sisteminin dördüncü neslini temsil ediyor.

S-400’ün geliştirilmesine 1993 yılında başlandı. Ancak, özellikle Soğuk Savaş sonrası savunma sanayine uygulanan bütçe kesintileri nedeniyle tamamlanması oldukça uzun zaman aldı ve ancak yeni bir teknoloji olarak değil, eski sistemin devamı olarak geliştirilebildi.

Bu nedenle mevcut sistemde kullanılan teknolojinin yüzde 70 ile 80’i bir önceki model olan S-300’den alındı. Bunlar arasında füze depolama sandıkları, fırlatma rampaları ve radarlar bulunuyor.

Sistemin testlerine 1999 sonunda başlandı ve 2007 yılında faaliyete alındı.

Bu sistem, insanlı ya da insansız her türlü hava aracının yanı sıra hem seyir (cruise) hem de balistik füzeleri imha etme kapasitesine sahip. Azami menzili 400 kilometre, ulaşabildiği en yüksek irtifa da 30 kilometre.

Ayrıca, her hedefe iki füze kilitleyerek, eşzamanlı olarak 80 hedefi vurabiliyor.

En fazla 3 bin 500 kilometre uzaklıktan fırlatılan orta menzilli balistik füzeleri imha etme kapasitesine sahip.

Sistemin içinde yer alan bir füzenin ağırlığı 1,8 ton, uzunluğu sekiz metre ve çapı da yaklaşık 50 santimetre. Ayrıca 145 kilograma kadar savaş başlığı taşıyabiliyor.

Sistem nasıl çalışıyor?

Uzun menzilli izleme radarı, havadaki nesneleri takip ediyor ve gelen bilgiyi komuta aracına gönderiyor. Potansiyel hedefler, komuta arasında değerlendiriliyor.

Hedef tanımlandıktan sonra komuta aracı füzenin fırlatılmasına karar veriyor.

Fırlatmayla ilgili veriler, hedefe göre en iyi konumda bulunan fırlatma aracına gönderiliyor ve buradan karadan havaya füzeler gönderiliyor.

Angajman radarı, füenin hedefine ulaşmasına yardımcı oluyor.

S-400 sistemi nerelerde kullanılıyor?

S-400 sistemi ilk olarak 2007 yılında başkent Moskova’nın savunulmasında kullanılmak üzere devreye alındı. Ancak daha sonra, özellikle Rusya’nın uyguladığı dış politikaya paralel olarak, bazı kritik noktalarda da konuşlandırıldı. Bunların başında Suriye’nin Tartus kentinde bulunan Rus hava üssü geliyor. Rusya, 2015 yılında hem kendi hem de Suriye hükümetine ait donanma ve hava unsurlarını korumak amacıyla S-400 savunma sistemi yerleştirdi. Moskova yönetimi, Kasım 2016’da Baltık Denizi kıyısında Rusya’ya ait olan ancak anakarayla bağlantısı bulunmayan Kaliningrad’a füze savunma sistemi ve İskender füzeleri konuşlandırdı. O dönem, ABD bu kararı, “Avrupa’yı istikrarsızlaştırmaya dönük bir adım” olarak eleştirdi.

Rusya’nın ayrıca Kırım’da da S-400 savunma sistemi bulunuyor.

Son dönemde Rusya, çeşitli ülkelerle bu füze savunma sistemini satmak üzere anlaşmalar da yapmaya başladı. Rusya, 2015 yılında Çin’e altı tabur, 2016’da da Hindistan’a 6 milyar dolar karşılığında beş tabur satılması konusunda anlaşma imzalandı. Bir tabur, sekiz fırlatıcıdan oluşuyor.

S-400 ‘Zafer’ Füze Sisteminin Künyesi:

  • Üreticisi: Almaz-Antey silah şirketi
  • Konuşlandığı Yerler: Moskova, Suriye, Kaliningrad, Kırım
  • Kullanılmaya BaşlanmaTarihi: 2007
  • Menzil: 400 kilometre
  • Hız: Saniyede 4,8 km
  • Azami Hedef İrtifası: 30 km
  • Eşzamanlı Takip: 80 hedef
  • Hedef Türü: Uçak, seyir füzesi, orta menzilli füzeler, İHA ve diğer havadan izleme sistemleri

Türkiye neden S-400 sistemini almak istiyor?

Türkiye, uzun bir zamandır kendisine ait bir hava savunma sistemi kurmak istiyor. Bunun için de daha önce çeşitli girişimlerde bulundu.

İlk olarak, 2015 yılında uzun menzilli füze savunma sistemi satın almak için bir ihale açtı. İhaleyi, 3,4 milyar dolar ile Çinli bir şirket kazandı ve şirket aynı zamanda Türkiye’ye teknoloji transfer etmeyi de kabul etti. Ancak, o dönemde ABD ve NATO’nun tepki gösterdiği bu ihale daha sonra iptal edildi. İhalenin iptal edilmesinin ardından Türkiye, farklı ülkelerle füze savunma sistemi için görüşmeler yapmaya başladı.

O dönemde ABD savunma şirketi Lockheed Martin ve Avrupa füze ortak girişim grubu MBDA tarafından geliştirilen Orta Menzilli Hava Savunma Sistemi (MEADS) satın alması gündeme geldi. Kasım 2016’da Rusya ile S-400 için görüşmeler yapıldığı açıklandı. Eski Savunma Bakanı Fikri Işık, Nisan 2017’de yaptığı açıklamada, Türkiye’nin “acilen” hava savunma sistemine ihtiyacı olduğunu ve NATO üyesi olarak öncelikle ittifak içerisinde bu ihtiyacını gidermeye çalıştığını ancak bunun mümkün olmaması üzerine farklı arayışlara gidildiğini söyledi. Türkiye’nin ayrıca kendi füze savunma sistemini geliştirme planı da bulunuyor.

Türkiye ile Rusya arasındaki anlaşmanın ayrıntıları hakkında ne biliniyor?

Söz konusu anlaşmanın toplam maliyetinin 2,5 milyar dolar olabileceği belirtiliyor. Yerli ve yabancı basın organlarında çıkan haberlerde, hava savunma sisteminin balistik ve seyir füzeleri de dahil hem kara hem de havadaki hedefleri yok etme kapasitesine sahip olacağı ifade ediliyor. Türkiye’nin satın alacağı sistemin 24 batarya ve 96 uzun menzilli füzeden oluşması ve ilk teslimatın da 2019 yılında yapılması bekleniyor. Türkiye’nin satın almayı planladığı sistem, NATO’nun savunma sistemleriyle uyumlu değil. Ayrıca, NATO, Türkiye’ye uyguladığı savunma alanında bazı kısıtlamalar da uyguluyor. Bu kısıtlamalar arasında, Türkiye’nin bu tarz füze sistemlerini Ermenistan ve Yunanistan sınırlarına yakın bir noktaya konuşlandırmaması da yer alıyor. Rusya’nın Türkiye’ye bu tarz bir kısıtlama getirmesi ise beklenmiyor.

NATO ve ABD neden bu anlaşmaya tepki gösteriyor?

Şu anda elinde S-400 füze sistemi olan bir NATO üyesi bulunmuyor. Türkiye’ye bu sistemin konuşlandırılması halinde, bu açıdan bir ilk olacak. Bununla birlikte, Yunanistan’ın elinde bir önceki versiyonu olan yine Rus yapımı S-300 füzeleri var. Yunanistan, bu füzeleri NATO üyesi olmayan Güney Kıbrıs’tan satın almıştı. ABD ve diğer başka NATO üyeleri, bu anlaşmaya iki açıdan karşı çıkıyor. İlk olarak askeri açıdan, bu sistemin NATO sistemleriyle uyumlu olmayacağı ve bunun da pratikte bazı sıkıntıları beraberinde getirebileceği uyarıları yapıyor.  Uzmanlar, NATO’nun birbirine entegre hava savunma sisteminin bulunduğunu ve Türkiye’nin S-400’ü satın almasının maliyet, nitelik ve teknoloji transferi gibi birçok teknik sorunu beraberinde getirebileceğini ifade ediyor. Ayrıca, NATO sistemleriyle ilgili bazı teknik detayların Rusya’nın; Rusya’nın savunma sistemiyle ilgili bazı bilgilerin de NATO’nun eline geçmesinden endişe ediliyor.

Yapılan itirazın ikinci nedenini ise siyasi gerekçeler oluşturuyor. Bu alımın tamamlanması halinde bunun Türkiye’nin NATO ile ilişkilerini yeniden tanımlamak adına attığı bir adım olarak yorumlanabileceği de belirtiliyor. ABD Savunma Bakanlığı’ndan Ağustos ayında yapılan açıklamada, bu anlaşmadan “endişe duyulduğu” ve NATO müttefiklerinin ittifakı daha ileriye götürecek şeylere yatırım yapmasının beklendiği ifade edilmişti.

ABD Savunma Bakanlığı Türkiye’nin Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi alma planlarını eleştirdi

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü Albay Jeff Davis, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 karadan havaya füze savunma sistemi alma planlarından endişe duyduklarını ve bu sistemin NATO’nun kullandığı diğer donanımlara uyumsuzluk gösterebileceğini söyledi.

Davis, Washington’da düzenlediği günlük basın toplantısında, “Genel olarak, müttefiklerin birbiriyle uyum içinde çalışabilen ekipman almasının iyi bir fikir olacağını düşünüyoruz. Birlikte çalıştığımız tüm müttefik ve ortaklarımızın, (NATO) ittifakını daha da ileriye götürecek şeyler satın almasını ve bunlara yatırım yapmasını isteriz” dedi.

Economist: Türkiye ve Rusya’nın dostluğu NATO’yu kaygılandırmalı

İngiltere’de yayımlanan haftalık The Economist dergisi son sayısında Türkiye-Rusya ilişkilerine değindi. İki ülkenin “füzelerle” yakınlaştığını savunan dergi, Türkiye ile Rusya’nın dostluğunun NATO’yu kaygılandırması gerektiğini yazdı.

Economist’teki yazıda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında Çarşamba günü yapılan görüşmeye değiniliyor. Erdoğan ve Putin’in ağırlıklı olarak Suriye’deki son gelişmeleri ele aldıkları ancak Türkiye’nin NATO’daki müttefiklerini endişelendiren bir konuyu da görüştükleri belirtiliyor.

Haber şöyle devam ediyor:

“NATO ile Rusya arasındaki gerginliğin Soğuk Savaş’tan bu yana en üst düzeyde olduğu bir dönemde böylesi bir satış, eğer tamamlanırsa, ittifaka yönelik hesaplanmış bir hakaret olarak görülecektir. Aynı zamanda son yıllarda gözlenen, Sayın Erdoğan’ın, Türkiye’nin esasında NATO’nun ittifakla yüzde yüz entegre olmamış bir üyesi olarak kalmasından memnun olacağı yönündeki algıyı da pekiştirecektir.”

Economist, Türkiye’nin NATO’yu sinirlendirmeye 2013’te başladığını, o dönem de Çin’den füze savunma sistemi alma niyetinde olduğunu duyurduğunu hatırlatıyor. Avrupa Birliği’nin ve ABD’nin o dönem Çin’e yaptırım uyguladıklarını hatırlatarak aslında mesaj veriyor.

Türkiye, Çin’in teklifini kabul etmesine gerekçe olarak sistemin daha düşük maliyetli olmasını ve fikri mülkiyet transferi açısından daha iyi koşullar içermesini göstermişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan da iki yıl önce yaptığı bir konuşmada “Amacımız, 2023 yılında savunma sanayimizi dışa bağımlılıktan tamamen kurtarmaktır” demişti.

Economist, Türkiye’nin Çin’le anlaşmaktan neden vazgeçtiğinin net olmadığını, bu kararın Antalya’daki G20 Zirvesi’ne yakın bir zamanda alındığını, muhtemelen Türkiye’ye karşı “havuç-sopa politikası” izlendiğini belirtiyor. Dergiye konuşan Londra merkezli Uluslararası Stratejik Çalışmalar Enstitüsü’nden askeri havacılık sanayi uzmanı Douglas Barrie’ye göre Çinliler Türkiye’ye istediği teknolojik teknik bilgiyi verememiş olabilir. Zira sistemlerinin fikri mülkiyeti Rusya’nın sahip olduğu S-300 füze savunma sistemine dayalıydı.

Economist’teki haber şu satırlarla noktalanıyor:

“S-400 halen dünyanın en iyi füze savunma sistemlerinden biri. Ancak Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, Türkiye’nin bu sistemi NATO altyapısına entegreye çalışmayacağını kabul ediyor. Douglas Barrie’ye göre bu durum da S-400’ü en yüksek standartta olmayan bir sisteme dönüştürüyor. S-400’ün pahalı olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye’nin bu sistemi almaktaki hevesi ancak istediği teknolojiye erişme arzusu ve Sayın Erdoğan’ın Batı’ya boyun eğme ihtiyacı olmadığını göstermek istemesi ile açıklanabilir.

“Türkiye ile böyle bir anlaşma, dünyanın en büyük ikinci silah satıcısı Rusya’nın da menfaatine olacaktır. Çin ve Rusya bir süre öncesine dek Rusya’nın en iyi müşterilerindendi ancak artık bu iki ülke de kendi üretimlerini artırıyorlar. Rusya’nın silahları için yeni pazarlara her zamankinden fazla ihtiyacı var ve Sayın Putin de NATO’yu güçsüz görmekten hoşlanıyor.”

GÖRÜŞLER

Prof. Dr. Salih Yılmaz ( Rusya Araştırmaları Enstitüsü (RUSEN) Başkanı-Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi)

Sayın Cumhurbaşkanı’nın S-400 anlaşmasının tamamlandığına dair açıklamasından sonra hem NATO hem de AB içerisinden itirazların daha da yüksek sesle çıkmaya başladığını görüyoruz. BATI, Türkiye’nin Çin ile yaptığı anlaşmayı iptal ettirmeyi başarmıştı. Fakat 15 Temmuz FETÖ Darbe girişiminden sonra Batı’nın Türkiye üzerindeki hâkimiyeti önemli oranda sona erdi diyebiliriz. Türkiye kendi sınırlarınla terör tehdidi ile yüz yüze iken NATO müttefiklerinden gerekli desteği göremedi. Türkiye gibi bölgede önemli bir güç olan ülkenin kendi siyasetinin olması da normaldir. Fakat Batı bu sürece alışık olmadığından kendine bağımlı bir Türkiye istiyor. Türkiye’ye seçim hakkı da bırakmıyorlar.

Türkiye’nin Rusya ile ilişkileri yavaş ama istikrarlı biçimde ilerliyor. Avrasya coğrafyasında her iki ülkede işbirliği yapmanın çıkarlarına uygun olduğunu fark etti. ABD, Türkiye’nin Rusya ile olan ilişkilerini anlamak istemiyor. Bu ilişkiyi ABD’ye karşı yapılmış bir süreç olarak görüyor. Aslında Türkiye’nin bölgedeki politikaları ne Rusya’ya ne de ABD’ye karşıdır. Türkiye’nin kendi çıkarları ve kendi politikaları vardır. ABD’nin ve Avrupa’nın Türkiye’ye yönelik bazı silah ambargoları da Rusya ile işbirliğini kaçınılmaz hale getirmiştir.

Uluslararası ilişkilere baktığımızda ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde PKK’nın bir versiyonu olan PYD ile işbirliğinde bir sakınca görmemesi, FETÖ terör örgütü üyelerinin ABD, Almanya, Yunanistan vd. ülkelerde korunuyor olmaları sadece hükümet açısından değil Türk toplumu açısından da bir tercih yapma noktasına gelmiştir. Yapılan araştırmalarda Türk toplumunun Avrupa Birliğine girmek istemediği, ABD’yi de Türkiye için en tehlikeli düşman gibi görmeye başladıkları ortaya çıkıyor.

Rusya’dan S-400 alımı askeri işbirliğinin de başlangıcını oluşturuyor. İki ülke arasında  bundan sonra daha stratejik askeri işbirliğinin kapıları aralanmıştır. İki ülkenin zaten ortak silah üretimi konusunda görüşmeleri var. Ayrıca Türkiye’nin Rusya’dan silah alması diğer NATO ülkelerini de cesaretlendirecektir. Hasta Adam Avrupa’nın askeri silah ticaretini elinde bulunduran Almanya ile dünyanın geriye kalan kısmına askeri ambargo koyan ABD’nin ticareti de tehlikeye girecektir. Türkiye diğer Batı müttefikleri için Almanya-ABD açısından kötü örnek olarak görülüyor. Bu sürecin baş sorumlusu olarak Recep tayyip Erdoğan’ı gördükleri için de birçok kriz senaryosuna destek vererek hükümeti düşürmek, Erdoğan’ı da halkın gözünde kötü göstermek politikasına hız veriyorlar.

Türkiye, S-400’lerden sonra batı için daha ciddi bir tehdit olarak algılanacaktır. Batı’nın Türkiye’den rahatsızlığının başlangıcını aslında Türkiye-Rusya arasındaki nükleer işbirliği ile Türk Akımı Projesi de oluşturuyor. Rusya’nın gaz ithalatını engellemek isteyen Batı’nın bu kapıyı Türkiye’nin aralamasına çok içerlediğini görüyoruz. Yine Rusya-İran nükleer işbirliğini engelleyen Batı’nın Rusya-Türkiye nükleer işbirliğini engelleyememesi de bir sorun gibi duruyor. BATI-Türkiye rekabetinde Rusya’nın duruşu sonucu belirleyecektir. Rusya eğer Türkiye ile ilişkileri sadece kazan kazan politikasına dayandırırsa herhangi bir hükümet değişikliğinde Rusya ile yapılan tüm anlaşmaların iptal edilmesi riski de oluşabilir. 2019 Rusya-Türkiye işbirliğinde kritik bir eşiktir.

Sertaç Canalp Korkmaz/ Arda Mevlütoğlu (ORSAM)

Türkiye ile Rusya arasında görüşmelere konu olan S-400 (NATO kodu SA-21  “Growler”) hava savunma sistemi, geliştirilmesine 1970’lerin başında başlanan S-300 (NATO kodu SA-10 “Grumble”) hava savunma sisteminin yeni nesil bir türevidir. S-400, halen Rus Silahlı Kuvvetleri’nin envanterindeki en modern ve güçlü hava savunma silahıdır. Geliştirilmesine 1980’lerin ortalarında başlanmış olan S-400’ün öncelikli hedefleri olarak seyir füzeleri, taktik balistik füzeler, radarda düşük görünürlüğe sahip uçaklar ile AWACS ve elektronik harp uçakları belirlenmiştir. Sovyetler Birliği’nin dağılması ve müteakip ekonomik sıkıntılar nedeniyle projede aksamalar meydana gelmiştir. Sistemin ilk deneme atışı 1999 yılında yapılmış olup ilk bataryanın hizmete resmen girişi 2007 yılında gerçekleşmiştir.

S-400, aynı öncülü S-300 gibi yarı seyyar bir sistemdir. Sistem bünyesindeki farklı platformlar ve fırlatıcı araçlar kamyona montelidir. Faaliyete geçmeleri için uygun bir konuma konuşlanmaları ve kurulmaları gerekmektedir. Bu farklı platformlardan müteşekkil bir sistem, hava savunma komuta kontrol ağıyla iletişime geçerek elde ettiği hedef verilerini paylaşabilir, kendisine iletilen bilgileri kullanabilir. Bir S-400 bataryası, bir adet 30K6E muharebe yönetim sistemi, her birinde en fazla 12 adet fırlatıcı bulunan en fazla 6 adet 98J6E atış ünitesi ve bir adet 30Ts6E ikmal biriminden oluşmaktadır. 30K6E muharebe yönetim birimi bünyesinde, 55K6E komuta kontrol birimi ve azami menzili çoğu kaynakta 600 km civarı olarak geçen 91N6E arama radarı bulunmaktadır.

91N6E radarının tespit ettiği tehditler, 92N6E angajman ve atış kontrol radarıyla takip edilmektedir. Açık kaynaklarda 92N6E radarının menzilinin 340 km civarında olduğu kaydedilmektedir. Sistemde farklı fırlatıcı araç ve fırlatıcılar kullanılabilmektedir. Bunlar, 5PE85TE2 çekili fırlatıcı ile MAZ-7910 model araca monteli 5PE85SE2, BAZ-6909-022 model araca monteli 5P90S ve BAZ-64022 model araca monteli 5P90TMU fırlatıcı sistemlerdir.

Benzer şekilde tehdit ve hedeflerin niteliğine göre farklı tiplerde füzeler de kullanılabilmektedir. Açık kaynaklara göre bunlar 150-200 km menzilli 48N6E ve 48N6E2 ile 250 km menzilli 48N6E3, 400 km menzilli 40N6E ile balistik füzelere karşı kullanılan 40 km menzilli 9M96E ile bunun 120 km menzilli versiyonu 9M96E2 modelidir. 9M96E ailesinin, hedefin fiziksel olarak çarpma ile imha edildiği “hit-to-kill” prensibine dayandığı bilinmektedir. S-400 sistemi ile birlikte ayrıca opsiyonel olarak 600 km’ye kadar menzile sahip olduğu belirtilen 59N6E ve VHF bandında çalışan 3 boyutlu 1L119 radarlarının da kullanılabildiği kaydedilmektedir.

Dr. Volkan Özdemir (Enerji Piyasaları ve Politikaları Enstitüsü (EPPEN) Başkanı)

Türkiye, artık Doğu’dan değil Batı’dan gelebilecek tehditlere odaklandı. S-400’ler artık iki ülkenin Batı’ya karşı kullandığı bir koz olmanın çok ötesinde öneme sahiptir. Bu anlaşmanın Türkiye’nin stratejik yönelimlerine etkisi itibarıyla önemi büyüktür. Türkiye on yıldır hava savunma sistemi alımına ilişkin görüşmeler yürütüyor. Türkiye, bir yandan S-300, Çin füzeleri ve patriot alımına ilişkin görüşmeler yürüttü. Son bir yıldır S-400 alım süreci gündeme geldi. Hem Türkiye hem Rusya tarafından gelen açıklamalara göre imzalar atıldı ve tedarik süreci gündeme geldi. Bu çok ciddi bir meseledir. S-400 gibi hava savunma sistemleri, dünyada dört ülke, ABD, Rusya, Çin ve İsrail tarafından yapılabilen komplike sistemlerdir.

Türkiye artık güvenliğine yönelik Doğu’dan bir tehdit gelmesinden ziyade Batı’dan gelecek olası bir hava taarruzuna odaklanmış durumdadır. 15 Temmuz’dan (darbe girişimi) sonrasında hava kuvvetlerindeki oluşan pilot açığı sonrası Yunanistan’la Ege adaları üzerindeki gerginlik tekrar baş gösterdi. Yunanistan’ın arkasındaysa Almanya ve ABD’nin olduğu söyleniyor. Bu tehdit algılamasına karşı, Türkiye de S-400’lerle tedbir almayı tercih ediyor.

S-400’ler konusunda Rusya’nın tedarike başladığı tek ülke Çin’dir. Ondan sonra sırada Hindistan var. Son bir kaç yıldır Hintliler, Batılı savunma sistemlerine yöneldiğinden alım yapacağı muallak. Ancak Türkiye’nin bu sistemlere acil ihtiyacı var. Öyle olunca, Rusya’dan tedarik Hindistan’a yönelik tedarikten önce gerçekleşecek gibi görünüyor. Açıklamalar, sürecin böyle şekillendiğine işaret ediyor. Bu sistemleri üreten Rus Almaz firmasının ikinci bir fabrika kurması da gündemde. Bu da Türkiye’ye erken tedarik için umut verici. Ayrıca Rusya’nın S-500’ü deneme aşamasına geçtiler. Bu da süreci hızlandıracaktır. Herhangi bir aksilik olmazsa bir kaç yıla bu savunma sisteminin Türkiye’ye geleceğine işaret ediyor.

Türkiye, S-400’leri Batı’ya tehdit olarak yalnızca gündemde tuttuğu yönündeki görüşleri çürüttü. Önceki yıllarda S-400’ün iki ülkenin Batı’ya karşı koz olarak kullandığı yönünde eleştiriler mevcuttu. Ancak son dönemde, anlaşma bir koz olmanın ötesine geçti. Bu eleştiriler artık geçerli değil. Çok fazla manipülasyon var. İlk manipülasyon bu savunma sisteminin ‘faydasız’ olduğu, ikincisi ‘bu sistemlerin alınamayacağı’ şeklinde bir söylem vardı. Son olarak S-400’lerin 2023’ten önce Türkiye’ye gelmeyeceği yönünde açıklamalar var. Ama ben bütün bu iddialara temkinli yaklaşmakta fayda olduğunu düşünüyorum. Batılı ülkelerin böyle bir iş birliğine tepkisi sert olacaktır. Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, Türkiye’ye yönelik silah ihracatının durdurulduğunu açıkladı. Amerikan Kongresi’nde de Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın almasının Rusya’ya yaptırımların ihlalini de oluşturabileceği yönünde kamuoyu oluşturulmaya çalışılıyor.

S-400’ler Afrin’e Saldırı İhtimalini Kolaylaştıracaktır.

Suriye meselesinde önemli ortak adımlar atan Türkiye ve Rusya’nın arasında böyle bir alımın gerçekleşmesi son derece gerekli ve yerindedir. Astana süreciyle ilgili çok kritik bir toplantı yapılacak. Türkiye ve Rusya arasındaki mutabakat Türkiye açısından istediği noktaya gelmedi. Bu noktada “S-400’lerin alımı Türkiye’nin Afrin’e yönelik operasyonuna yeşil ışık yakar mı?” sorusu sorulmalı”  Rusya, Palmira ve Deyr ez-Zor operasyonlarıyla Esed ilerleme kaydetti. Bu bölgeler önemli. Palmira, Orta Suriye’nin enerji, gaz ve petrol boru hatlarının kesiştiği yerde; diğeri de petrol yataklarının bulunduğu bölge. Ne zaman Suriye, Deyr ez-Zor’u düşürme noktasına geldi, ABD destekli YPG o zaman bu bölgeye yöneldi. Bu taraflar arasında anlaşma yoksa gerginlik kaçınılmaz. Buradaki olası gerginlik Rusya’nın PYD ile ilişkilerini gözden geçirip, Türkiye’nin Afrin operasyonuna yeşil ışık yakabilir. Ancak Rusya’nın önceliği İdlib’teki dinci örgütlerin temizlenmesi. Türkiye’nin önceliği ise Afrin. O yüzden bu sorunun cevabını önümüzdeki aylarda alacağız.

Jonathan Marcus (Savunma ve Diplomasi Muhabiri)

Türkiye’nin Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi alma kararı hem askeri hem de siyasi açıdan önem taşıyor. Tartışma götürmez ki bu durum Ankara’nın Batılı müttefiklerinden uzaklaşması konusunda attığı yeni bir bir adım olarak görülecek. Türkiye uzun zamandır yeni hava savunma sistemi için piyasa araştırması yapıyordu. Dört yıl önce Çinli sistemi almak için görüşmeler yaptı. Ancak NATO’lu müttefiklerinin baskısıyla bu anlaşmadan çekildi.

İmkansız olmasa bile NATO’nun daha geniş hava savunma sistemine entegre etmesi çok zor olan Rus sistemini satın almak stratejik açıdan çok bir anlam ifade etmiyor. Çok uzun bir zaman önce değil, daha Kasım 2015’te Türkiye, Suriye’den hava sahasına girdiğini iddia ettiği bir Rus savaş uçağını düşürmüştü. O zamandan beri çok fazla şey değişti. Bölgesel politikalarda Ankara ve Moskova yakın bir şekilde konuşlandı. Türkiye’nin iç politikaları ise birçok müttefiki tarafından baskıcı görülmeye başlandı.

NATO’nun genelde kullandığı tek Rus ekipmanı eski Varşova Paktı ülkelerindeki bir yazılım sistemi. Yunanistan’da da daha önce Kıbrıs’a satılan eski bir hava savunma sistemi var.

Genel anlamda özetleyecek olursak:

Türkiye’nin Rusya’dan aldığı S-400, 4 parçadan oluşmaktadır. Bunlar izleme radarı, komuta aracı, angajman radarı ve fırlatma rampasıdır. İzleme radarı hedefi tespit eder ve komuta aracına bildirir. Analiz edilen hedef fırlatma aracından atılan füze ile yok edilir.

S400’lerde 4 farklı füze kullanılabilir. Bunlar 400 km (40N6E), 250 km (48N6), 120 km (9M96E2), 40 km (9M96E) füzeleridir. S400’ler 400 km menzile ve 180 km azami irtifaya sahiptir.

Patriot mu S400 mü?

S-400’ün tek füze mâliyeti 500 bin dolardır. Patriot’un tek füze maliyeti 2-3 milyon dolardır. Patriot, 35 km’den, S-400 ise 60 km’den vurur. Balistik olmayan füzelere karşı Patriot 150 km, S-400 ise 400 km koruma sağlar.

Türkiye ile ABD, S-400 müzakeresinde hangi noktada?

Türkiye ile ABD Nisan ayının başından itibaren yüksek düzeyli ve yoğun temaslar gerçekleştirdi. İki ülke devlet başkanlarının yanı sıra dışişleri ve savunma bakanları, üst düzey askeri ve sivil yetkililer başta S-400 sorunu, F-35 projesi ve olası yaptırımlarla ilgili konuları ele aldı. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de iki hafta arayla yaptığı Washington ve Ankara temaslarında kolaylaştırıcı rol oynamaya çalıştı.

Bu görüşmelerde Türkiye, ABD’ye, ortak bir teknik komite kurulmasını önerdi. Komitenin amacı; Rusya’dan alınacak S-400 hava savunma sistemlerinin ileri yazılım özellikleri ve radarlara yakalanmama özelliği ile bilinen F-35 savaş uçaklarının Türk topraklarına aynı anda konuşlandırılmasının bir sorun oluşturmayacağını göstermek.

Türkiye’nin bu komitenin NATO şemsiyesi altında kurulabileceği çağrısına Genel Sekreter olumlu yaklaştı. Ancak ABD’nin bu konudaki olumsuz tavrı nedeniyle henüz bir adım atılamadı.

Türkiye ile ABD’yi karşı karşıya getiren S-400 krizinde en kritik sürece giriliyor. Türkiye’nin Rusya ile yaptığı anlaşmaya göre, S-400 hava savunma sistemlerinin ilk parçaları Haziran ayından itibaren Türkiye’ye taşınmaya başlayacak. Sistemin kurulup operasyona alınması ise yıl sonunu bulacak. Ancak ABD yaptırımları, ilk parçanın Türkiye’ye getirilmesiyle birlikte devreye girebilecek. Türkiye’nin ABD’nin yaptığı Patriot teklifine de Haziran ayının ilk haftasında yanıt vermesi öngörülüyor.

ABD Patriot önerisi neler içeriyor?

ABD, Türkiye’nin Patriot satın alma yönündeki talebine Ocak 2019’da yanıt vermişti. Türkiye’nin acil gereksinimine karşın teslimat tarihi 2026 olarak belirlenen teklif Ankara’dan olumlu yanıt almamıştı.

ABD, bunun üzerine, bu teklifi revize etti ve başka bir ülkeye teslim etmeyi planladığı Patriot sistemini 2019 sonu teslimat tarihi olarak göstererek Türkiye’ye teklif etti. Ancak Türkiye, Şubat ortasına kadar yanıt vermeyince bu teklif gündemden düştü.

Türkiye ile ABD arasındaki müzakerelerde, sadece teslimat tarihi değil fiyat, teknoloji transferi ve ortak üretim gibi kriterler de gündemdeydi. ABD, Türkiye’nin taleplerine yanıt verecek şekilde 29 Mart günü yeni bir Patriot teklifinde bulundu.

ABD’li yetkililerin “hiçbir müttefik ülkeye sunulmayan avantajlar içerdiğini” savundukları teklif için Türkiye’nin Haziran ayında yanıt vermesi öngörülüyor. CNBC haber kanalının “Türkiye’ye 2 hafta süre tanındı” içerikli haberinde kastedilen de aslında Patriot satışı için verilen son tarih.

ABD’nin Patriot teklifi, Türkiye’nin S-400 anlaşmasından vazgeçmesi ön koşuluna bağlı olması nedeniyle Ankara açısından kabul edilemez olarak değerlendiriliyor.

CAATSA yaptırımları hemen mi uygulanır?

ABD’li yetkililerin açıklamaları, S-400 savunma sisteminin Türk topraklarına geldiği andan itibaren, CAATSA olarak bilinen ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası’nın aktif hale geleceğinin altını çiziyor. Sistemin veya parçalarının taşınmaya başlamasıyla birlikte, ABD yönetiminin yasa kapsamında yer alan 12 yaptırım maddesinden en az 5’ini seçerek işleme koyması öngörülüyor.

S400 krizi Trump ile Erdoğan görüşmesinde çözülebilir mi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2019 başından bu yana yaptığı telefon konuşmalarında ABD Başkanı Trump’ı resmi ziyaret için Türkiye’ye davet etti. Trump’ın ilkesel olarak kabul ettiği ancak diplomatik olarak henüz netleşmeyen ziyaret için Türk tarafından ‘Temmuz’ telaffuz edildi.

İki liderin 28-29 Haziran günlerinde Japonya’nın Osaka kentinde düzenlenecek G-20 Zirvesi kapsamında bir araya gelmeleri büyük bir olasılık olarak görülüyor. Görüşmenin olması durumunda iki liderin gündeminin S-400’lerin Türkiye’ye taşınması takvimine göre belirlenmesi öngörülüyor. S400 krizine ara formül bu görüşmede bulunamazsa Türkiye S400 konusunda taviz vermeyecek gibi görünüyor.

 Ankara Rusya Araştırmaları Enstitüsü

@rusencenter

YENİ HABERLER

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış.

YENİ HABERLER