Doğu Avrupa’da son kale: Belarus

10 Eylül 2020, 22:29

Avrupa’nın başlangıç noktası ve Karadeniz’e doğru uzanan stratejik ülke Belarus, Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla 25 Ağustos 1991 tarihinde bağımsızlığına kavuştu. Bağımsızlığının ardından 1994 yılından itibaren Lukaşenko hükümeti tarafından yönetilmektedir. 26 yıldır Belarus’u yöneten Lukaşenko, 9 Ağustos’ta yapılan seçimlerde tekrar aday olmuş ve liderliğini ilan etmiştir.

Lukaşenko yönetimi, Batı ile ilişkilerinde ciddi mesafe koymakla birlikte Rusya’nın desteğiyle uzun yıllardır Belarus’u yönetmeye devam ediyor. Ancak Rusya’nın Minsk yönetimine verdiği mali desteği belli şartlara bağlamak istemesi, Moskova ile Minsk ilişkilerinin giderek bozulmasına yol açmıştır. Bununla birlikte Putin ve Lukaşenko dostluğu da ciddi yara aldı. Ancak Lukaşenko yönetimi Belarus’ta Kremlin’in kimlik siyaseti tehdidini dengelemek için Batı ile ilişkilerini geliştirmek adına önemli adımlar atmaya başlayınca, Rusya’nın Lukaşenko yönetimine olan desteğinin azalmasına neden oldu. Ancak Vladimir Putin, Belarus’ta son seçimlerdeki gösteriler sonrası hala Lukaşenko’nun arkasında durdurduğunu gösterileri desteklemeyerek gösterdi.

 

Minsk yönetimi ise Moskova’nın Güney Osetya ve Abhazya’nın bağımsızlığı ile Kırım’ın İlhakı sonrası Belarus’ta da benzer bir adım atmasından derin kaygılar yaşasa da Lukaşenko şimdilik Kremlin’e bağlılığını gösterdi.

Belarus Ekonomisi

Belarus bugün hala eski Sovyetler Birliği ülkeleri içerisinde sosyal devlet anlayışının en güçlü olduğu ülkedir. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Rusya ve Belarus çeşitli alanlarda sıkı ilişkilere sahip olmuşlardır. 1999 yılında imzalanan serbest dolaşım anlaşması ile de ortak para birimi gibi birçok müşterek ekonomik adım attılar.

Belarus hem petrole hem de doğalgaza bağımlı olduğu için ekonomisi enerjiye dayalı bir ülkedir. Şirketler devlet kontrolünde işletiliyor. Rusya’dan gaz, petrol ve hammadde ithal ettiği için Moskova’nın enerjisine ciddi ihtiyaç duymaktadır. Ham petrolün işlenmesiyle de Avrupa’nın ihtiyacı olan ürünleri üretiyor. Avrupa’ya doğalgaz tedarik boru hatları açısından da Ukrayna’dan sonra ikinci önemli geçiş noktası olarak görülüyor.

Minsk yönetimi, Moskova’dan aldığı krediler ve ucuz enerji ile ülkesini ayakta tutmaya çalışsa da Rus ekonomisinde yaşanan her dalgalanma Belarus ekonomisini de olumsuz etkilemektedir. 2019 yılında Moskova ve Minsk yönetimleri arasında enerji müzakeresinde uzlaşma çıkmayınca Kremlin, Minsk üzerindeki baskısını artırarak enerji fiyatlarını yükseltti ve Lukaşenko’ya olan desteğini de azalttı. Belarus’un Rusya’dan düşük fiyattan enerji almak istemesi halinde Rusya ile entegrasyonu kabul etmesi gerektiğini iletti. Bu durum Belarus’ta ciddi ekonomik kayıplara neden olsa da tek devlet fikrine halk şiddetle karşıdır. Ocak 2020’de ithalat %30 oranında düştü ve Lukaşenko’nun Kremlin’i karşısına alarak sürdürülebilir bir politika yürütmesi de mümkün değil.

Minsk ve Kremlin arasındaki ekonomik ilişkilere bakıldığında yalnızca Lukaşenko değil, Minsk’de iktidara gelecek herhangi bir hükümetin Rusya ile ilişkilerini gözden çıkaramayacağı görülmektedir. Belarus’ta iktidarda kalmak isteyen herhangi bir yönetim, ekonomik istikrar ve büyümeyi sağlamak adına Rusya’ya ciddi ihtiyaç duymaktadır. Belarus’ta Rusya’nın bıraktığı ekonomik boşluğu Avrupa Birliği (AB) desteği ile doldurması da pek mümkün değil. Buna rağmen Lukaşenko, Norveç ve Azerbaycan petrolüne yönelse de ABD ile masaya oturmayı tercih etti. Şubat 2020’de ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, Minsk’e giderek uygun fiyatlı petrol satmayı teklif etti. Kuşkusuz ABD’nin bu hamlesi Rusya’ya karşı stratejik bir hamleydi. Bu hamle Rusya’nın NATO tarafından askeri olarak kuşatılması, ABD’nin Romanya ve Polonya’da konuşlanması ve Minsk’in de AB, ABD ile yakınlaşmasıyla yakın tehdit altında olması demekti. Kremlin, Lukaşenko’nun tamamen çıkarlarını gözeterek hareket ettiğinin de farkında olarak Belarus’taki askeri varlığının ve yönetimdeki kontrolünün dağılmasını istemiyor. Lukaşenko’nun olmadığı bir Belarus, Rusya için daha çok bilinmeyen ve risk demek olduğu için son seçimlerde Lukaşenko’nun Rusya’yı suçlayan söylemlerinde sessiz kalmayı tercih etti.

Lukaşenko Dönemi

Lukaşenko, 26 yılda Belarus’u tek adam olarak yönetti. 1994 yılından beri iktidar gücünü sertleştiren muhalefetsiz, çoğulcul olmayan bir sistem kurdu. Ülkedeki sosyali,stler bile artık Lukaşenko’yu eleştiriyorlar. Ancak Lukaşenko’nun oldukça uzun bir süredir iktidarda kalmasının başka bir nedeni ise ülkede sağladığı ekonomik istikrardı. Ekonomik istikrarın bozulmasıyla Lukaşenko’nun popülaritesinde de düşüşe neden oldu. Belaruslular artık Rusya ile yapılan anlaşmaların Kremlin’e gittikçe daha çok bağımlı olunmasına neden olduğu için halkın Lukaşenko yönetimine olan tepkisi daha çok arttı. Belaruslular artık geleceklerini Doğu Avrupa’da değil Batı Avrupa’da görmek istiyor. Ülkede gençler artık çoğulcu bir demokrasi istiyor. Aileler ise çocuklarının iyi bir geleceğe sahip olması için Batı’yı alternatif görüyor.  Fakat bunlardan daha çok önemli olan gençler, kadınlar ve özellikle kamu çalışanları özgürlük istiyor. Belarus’un en büyük sorunu değişen dünyaya ayak uydurmakta zorlanıyor olmasında yatmaktadır.

 

Belarus halkının hürriyet ve demokrasi istekleri kurulu düzenin hoşuna gitmiyor. Lukaşenko “Artık Yeter’’ diyen bir Belarus halkının varlığıyla karşı karşıya. Ancak sahip olduğu güç unsurlarıyla birlikte seçim süresince ağır eleştirdiği Kremlin’den destek alarak hem yurtiçi hem de yurt dışından gelebilecek tehditlere karşı kendisini güvenceye almayı amaçladı. Lakin Belarus’taki gösterilerde orta sınıfın ne kadar etkin oldukları da görülüyor. Lukaşenko şimdilik istediğini almış durumda. Protestolardaki şiddetin dozu artar ve Kremlin’in de desteğiyle şiddetle bastırılmaya çalışırsa, ABD ve Avrupa Birliği’den Lukaşenko yönetimine yaptırım gelecektir. İyice köşeye sıkışan Lukaşenko, uluslararası alanda da hayli daralacaktır. Bu olaylar Belarus ekonomisini ciddi girdabın içine de sokacak ve böylece Belarus’un daha da zayıflamasına neden olacaktır. Hızlı bir entegrasyon Kremlin’in istekleri arasında ve Lukaşenko’nun başına buyruk adımlarını da kontrol altına alarak Belarus’u kendisine daha bağımlı hale getirebilir.

Seçkin Muhalefet ve Halk

26 yılda  kısıtlamalar ve devlet içindeki yolsuzluklar halkın muhalefete olan desteğini artırdı. Lukaşenko, muhalif sesler için; “Dış güçler Belarus’a saldırmak istiyor” iddiasıyla muhalefetin marjinalleştiğini iddia ediyor.

2020 seçimlerinde Rusya karşıtı söylemlerden kaçınan Lukaşenko, ilerleyen süreçte müttefiki Moskova’yı eleştirme yolunu seçti. Rusya karşıtı söylemleriyle Moskova’nın seçimlere müdahale ettiğini, rakiplerinin Rus ajanları olduklarını ve gözaltına alınan Wagner’in bu komplonun bir parçasını olduğun söyleyerek Belgazprombanka el koydu. Bunlara rağmen Rusya’dan çok ciddi tepki gelmedi. Çünkü Moskova ve Minsk ilişkilerinin kopma noktasına geldiği görülse de Putin, Lukaşenko’yu kolay kolay harcamayarak, yakın müttefikliğini korudu. 2010 yılındaki seçimlerinde de Lukaşenko’nun Kremlin’e yönelik ağır söylemleri yeniden seçilmesini sağladı. 2010 seçimleri bittiğinde Putin ve Lukaşenko dostluğu kaldığı yerden devam etti. Öyle ki Minsk yönetimi, petrol ve gaz ihtiyaçları hususunda Rusya’dan güvenceler aldı. Ancak bu defa Belarus’ta Lukaşenko hükümetine son yılların en büyük tepkisi var. Son iki yıldır Lukaşenko ve Moskova arasındaki gerilimden dolayı Rusya’nın Belarus’u kendi haline bırakmayacağı da kesin.

Belarus’taki protestoları yönetebilecek ne bir muhalif lider ne siyasi bir teşkilat bulunmuyor. “Lukaşenko gitsin de kim olursa olsun’’ diyenler var. Muhalefetin güçlü lideri Svetlana Tsihanouskaya’nın seçim sonrası Litvanya’ya kaçması da Lukaşenko’nun kurduğu rejime karşı durabilecek bir isim olmadığının kanıtı. Artık Belarus’ta tıpkı Ukrayna’da olduğu gibi yükselen Rusya karşıtlığının bir örneği.

Lukaşenko yönetimi, muhalefete izin veriyormuş gibi gözükse de, 9 Ağustos seçimlerinin başında muhalif adaylar ya yıldırıldı ya da çeşitli suçlamalarla tutuklandı. Son seçimlerde Lukaşenko’ya karşı iki cesur sağlam rakip çıkmıştı. İlk olarak Viktor Babariko tutuklandı. Kara para aklama ve vergi kaçakçılığı ile suçlanan Babariko, seçim kampanyasının Gazprombank tarafından fonlandığı iddia edildi. Viktor Babariko, Gazprombank’ın Belarus’taki kolu olan Belgazprombank’ın en üst düzey yöneticisi ve Moskova yönetimine yakın bir isimdi. Böylelikle Lukaşenko en önemli rakibini elemiş oldu.

Eski diplomat ve büyükelçi Valery Tsepkalo ise anketlerde öne çıkan bir isimdi ama aday olmak için gerek duyulan yüzbin imzaya ulaşamadı. Muhalif adaylara yönelik engellemeler sadece Babariko ile sınırlı değil. Valery Tsepkalo’da çeşitli suçlamalardan dolayı tutuklanacağına dair duyumlar alınca Moskova’ya kaçtı. Belarus’un ünlü blogerlarından Sergei Tikhanovsky, Lukaşenko yönetimini ağır eleştiren ve ülkenin gidişatıyla ilgili videolar yayınlayan, Belaruslular arasında da hayli desteklenen bir isim. Adaylığını açıkladıktan kısa süre sonra örgüt üyeliğinden tutuklandı ve eşi Svetlana Tikhanovskaya aday oldu. Svetlana eşi gibi tutuklanan insanların haklarını savunmak için aday olduğunu ifade ederek, muhalefetin desteğini aldı. Lukaşenko’nun  karşısına çıkan Svetlana seçim sonuçlarının açıklanmasından hemen sonra Litvanya’ya kaçması güçlü kadın muhalefet yapısına zarar verdi.

Svetlanan’nın seçilebilmesi hayli zordu. Zira Lukaşenko’nun güçlü rakibi Babariko’ydu. Ancak Lukaşenko’ya karşı üç güçlü kadın adayın olduğu muhalefet bloku sembol oldu. Seçimlerin ardından muhalifler sokağa inmiş olsa da destekledikleri herhangi bir liderleri yoktu. Batı yanlısı olan Svetlana’nın aksine diğer muhalif kadın adaylar Maria Kolesnikova ve Veronika Çepkalo ise Rus yanlısı bir kamptalar. Farklı ideolojilere sahip olsalar da ortak noktaları, Lukaşenko karıştlığında bileşiyor. Belarus’taki seçim sürecinin güvenilir ve şeffaf olmadığına dair yabancı kuruluş gözlemcileri tarafından rapor edildi. Gösterileriler de şiddet veyahut provokasyonun dozu aşılmazsa Lukaşenko Rusya’nın desteği olmadan bu dalgaya dayanması çok zor. Bu barışçıl ortamda halkın örgütlenmesi, kendini ifade etmesi ise müthiş bir sinerji yaratmış durumdadır. Barışçıl bir direniş bilincinde olan Belarus halkı, şiddette ve provokasyona başvuranın kaybedeceğinin de farkındadır.

Rus Ruleti

Belaruslular kültürel ve etnik kimliği en zayıf olan ülkedir. İki ülkenin yakınlığı öyle kanıksanmış durumda ki Belarus’da Rusça konuşuluyor, Rus medyası izleniyor. Lukaşenko yönetimi uzun yıllar Rus kültürünü teşvik etti. Son yıllarda Belarus halkı her anlamda Rusya’dan farklı olduğunu hissetmek ve artık bunu göstermek istiyor. Rusya’nın gidişatını ise hiç beğenmiyor. Özellikle Kırım’ın ilhakından sonra milliyetçi akımlar daha da güçlendi. Okullarda Belarusça giderek daha çok kullanılmaya başlandı ama Belarus’ta Sovyetler Birliği geleneğinden gelen büyük bir nüfusta mevcut ‘’ Tek devlet iki millet’’ söz konusudur.

Rusya ekonomik olmasa da milliyetçi kimlik ve başka sebeplerle Belarus’ta tıpkı Kırım’da olduğu gibi neyin karşısında olduklarını gerekirse sert güç ile gösterecektir. Her ne kadar Kırım’ın ilhakı Belaruslular için önemli bir uyarı olsa da Kremlin son zamanlarda Lukaşenko’nun dış politikada radikal adımlar atmasından hayli rahatsızdı. Örneğin; Lukaşenko’nun, Avrupa Birliği ile ilişkilerini canlandırmak adına Doğu Ortaklık anlaşmasında yer alması Rusya ile olan bağımlılığını azaltacak bir adım. Ancak Minsk yönetimi, farklı işbirlikleri ile ekonomik alanını genişletmek istemesinde pek başarılı değil. Bunun nedenin altında elit bürokrasisinin var olması da var. Bu bürokratlar Lukaşenko’nun Moskova ekseninde kalmasını sağladı. Lukaşenko ise Moskova ile ilişkilerinde hep ikili oynayarak devam etti.

Rusya artık Ukrayna krizinden sonra eski Sovyetler Birliği ülkeleriyle yaşadığı sorunlarda iktidarlarını kontrol edemeyeceğinin farkında ve Belarus’da da kim iktidara gelirse gelsin Kremlin ile ilişkileri şimdikinden daha iyi olmayacak. Çünkü artık eski Sovyetler Birliği ülkeleri liderleri eskisi gibi sistem iktidarlarını Rusya’ya borçlu hissetmiyorlar ve halkın desteğiyle iktidara gelenler ise halkın istek ve arzularına göre Batı ile ilişkilerini geliştirecek yönetimler istiyorlar. Lukaşenko şu anda Kremlin için iyi bir seçenektir. Rusya ile Kolektif Güvenlik Antlaşması (KGAÖ) gereği Belarus, güvenliğini kendi çıkarları doğrultusunda korumaya devam edecektir. Şu anda da Rusya, Belarus’da yakın takipte ve her şeyden haberdar. Seçimlerden önce Lukaşenko ve Rusya ilişkileri geri dönülemeyecek noktaya gelse de seçimlerin ardından yaşanan protestolar sonrası Lukaşenko’nun zaferini ilk tebrik eden Moskova oldu.

Sonuç olarak, Batı Avrupa’nın son kelesi yıkılır mı?

Bilinmez. Şimdilik protestolar devam ediyor ve sekiz binden fazla kişi gözaltında. Değişim için her zaman umut var elbette. Ancak Göstericilerin bir lideri ya da kurtarıcısı yok. Lukaşenko rejiminin değişmesinin uzun soluklu olacağı da kesin. Öte yandan halkın talepleri de var, çok haklı taleplerle meydandalar. Otoriter tek adam rejimine hayır diyorlar. Belarus’un Batı ile yakınlaşması ise Avrupa Birliği ve ABD’nin tavrından Belarus’u şu an için gözden çıkarmadıkları destek açıklamaları ile sınırlı, Lukaşenko’yu devirecek kadar güçlü değil.

Belarus’un Avrupa birliği ya da NATO gibi birliklerde yer alması da hayli zor. Şu anda riskler halk tarafından bizzat alınmış olsada Lukaşenko yönetimi tarafından buna pek de izin verilmeyeceği şu kısa dönemde gözükmektedir. Halkın barışçıl direnişi, bölge ülkelerde yaşananlar ve en son Ukrayna tecrübesinden dolayı daha ihtiyatlılar. Eğer Rusya müdahil olur da Ukrayna benzeri bir iç savaş çıkarsa farklı ama bundan böyle artık eskiye geri dönüşün olmadığı yeni bir Batı Avrupa ülkesi Belarus olur. Uluslararası arenada iyice köşeye sıkışmış durumdalar. Önümüzdeki dönemde Moskova ve Misnk arasındaki ilişkileri eskiye nazaran giderek yakınlaşacaktır. Zira iktidarının bu denli tehdit altında olduğunu hisseden Lukaşenko, güvenlik politikası izleyerek gücünü korumayı amaçlayacaktır. Bu sebeple de Rusya, rejimin asıl garantörü olarak yerini alacaktır.

Kaynakça:

Lukashenko is no longer president of Belarus: (2020, Aug) https://www.politico.eu/article/alexander-lukashenko-belarus-russia-putin-no-longer-president/Deyermond, Ruth. (2004, December). The State of the Union: Military Success, Economic and Political Failure in the Russia–Belarus Union, Europe-Asia Studies. Vol. 56, No. 8.

Babich, Dmitry. (2009, July 09). Simple Magic Behind Lukashenko’s Success, Ria Novosti.

Belarus’ta Lukaşenko’nun rakibi Babariko’nun tutuklanmasına tepkiler sürüyor. (2020, Haziran 20) https://tr.euronews.com/2020/06/20/belarus-ta-lukasenko-nun-rakibi-babariko-nun-tutuklanmas-na-tepkiler-suruyor

Eskola, Susanna . (2009, August). Signs of Change in Belarus: Has the Countdown for Lukashenka Begun?, Defence Academy of the United Kingdom-Research Paper, ss.1-11.

Belarus protests: Putin ready to send Lukashenko military support. (2020. Agu 27) https://www.theguardian.com/world/2020/aug/27/belarus-protests-putin-ready-to-send-lukashenko-military-support

Alexandrova, Lyudmila. (2009, July 24). Relations btw Russia, Belarus getting worse day by day. Itar-Tass.

Nurçin Arslan: RUSEN Kafkasya Direktörü

YENİ HABERLER

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış.

YENİ HABERLER