Betebet

RUSEN [ANALİZ]: Prof. Dr. Salih Yılmaz, ”Rusya-ABD çekişmesinde Türkiye faktörü ön plana çıkıyor ”

8 Haziran 2018, 02:02

 

Rusya Devlet Başkanı Putin, ABD ve Avrupa ülkelerinin Rusya’yı izole etme çabalarına rağmen 2018 Mayıs ayı içerisinde Japonya Başbakanı Abe, Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Almanya Başbakanı Merkel, Orta Afrika Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, Bulgaristan Cumhurbaşkanı Radev, Hindistan Başbakanı Modi, Suriye Cumhurbaşkanı Esed, Moldova Cumhurbaşkanı Dodon, Kazakistan Devlet Başkanı Nazarbayev, Ermenistan Başbakanı Paşinyan ve İsrail Başbakanı Netanyahu ile yüzyüze görüşmelerde bulunarak bu çevrelemenin bir yararı olmayacağını göstermiş oldu.

 

 

Rusya’nın İsrail ile olan yakın ilişkileri ve İsrail’e tavır alamaması bir taraftan Rusya’yı Ortadoğu’da koruyucu güç olmaktan çıkarırken diğer taraftan da ABD’nin Rusya’ya karşı saldırılarına İsrail’i kalkan yapmak istediğini de gösteriyor.

Rusya, Türkiye’deki sermayeyi kendi ülkesine taşıyor.

Rusya, ABD ve Batı’nın ekonomik saldırılarına karşı milli ekonomi modelini benimseyerek tüm ithalat ürünlerinin Rusya’da üretilmesi için teşvik paketini son 2 yıldır yoğun biçimde uyguluyor. Bu ekonomi modelini uygularken diğer taraftan da ülke dışındaki devlet yatırımlarının satarak sermayenin ülkeye dönüşünü sağlamaya çalışıyor. Rusya, ABD’nin Rusya’ya karşı hem dolar üzerinden hem de enerji alanında yaptırım uygulayacağı beklentisiyle önlemler alıyor. Putin’in Almanya Başbakanı Merkel ile görüşmesinde Kuzey Akım-2 doğalgaz hattının hızlandırılması konusunda uzlaştıklarını biliyoruz.

 

 

Rusya, ayrıca Fransa ile enerji konusunda işbirliği yaparak ABD’ye karşı Avrupa’da Almanya-Fransa duvarıyla karşılık vermek istiyor. Fransız Total şirketinin Rus özel doğalgaz devi Novatek’in Arktik Sıvılaştırılmış Doğalgaz Projesi 2’ye yüzde 10’luk payla ortak olması aslında ABD’ye bir cevap denebilir.

 

 

Rusya’nın bu dönemde Türkiye politikasına baktığımızda ise 24 Haziran seçimlerine kadar Türkiye’deki yatırımlarını garanti altına almaya çalıştığı gözlemleniyor. Rusya ilk olarak en büyük devlet bankası Sberbank’ın iştiraki olan Türkiye’deki Denizbank’ı Birleşik Arap Emirlikleri merkezli Emirates NBD’ye $3,2 milyara satarak sermayeyi Rusya’ya taşıdı. Ayrıca yakın zamanda Türk Akımı hatlarının inşaat izinlerini alarak 24 Haziran öncesinde kendince kazanım elde etti.

 

 

Böylece Rusya, Türk Akımı’nın Avrupa’ya gidecek 2. hattında deniz kısmının inşası için izni Afrin operasyonu öncesinde almışken karadan giden kısmın inşaat iznini de almış oldu. Türkiye’nin Türk Akımı’nda karadan gidecek inşaat iznine karşılık Rusya’dan 2015-2016 yılları için %10,25’lik gaz indirimi aldığı bildirildi. Bu haliyle indirim fiyatı 1 Milyar dolar civarındadır.

 

 

Rusya-Türkiye arasında varılan indirim anlaşmasının 2018 ve sonrasını kapsamadığını söyleyebiliriz. Bu anlaşmayla Rusya’nın 24 Haziran öncesi avantaj elde ettiği görülüyor. Rusya’nın Türkiye ile hızlı anlaşma yoluna gitmesine karşılık ABD’nin de Menbiç’te Türkiye ile bir uzlaşı sağlayarak buna cevap verdiğini görüyoruz.

S400 Anlaşması ABD’yi yeni politikaya zorluyor.

ABD’nin Türkiye ve AB ülkelerinin Rusya ile kurduğu ilişki sürecine dair en büyük endişesinin S400’lerin Türkiye tarafından satın alınması mevzusu olduğu biliniyor. Çünkü ABD’ye göre eğer Türkiye S400’leri alırsa Rusya ile müttefik haline gelebilir.

 

 

ABD’nin yanlış politikalarının Türklerin tarihi Rusya korkusunu atlatmasına neden olduğu eleştirileri sıkça yapılıyor. Hatta 24 Kasım Rusya ile yaşanılan uçak krizinde NATO’nun Türkiye’yi yalnız bırakması Türk bürokrasisi ve ordusunda NATO’ya güveni de yok etti. Batı ve ABD’ye göre Rusya, NATO’yu dağıtmak için Türkiye’yi araç olarak kullanıyor. Fakat ABD ve Batı, Türkiye’ye karşı düşmanca tavırlarını değiştirme konusunda bir gayret göstermeyerek aslında Türkiye’yi NATO’da istemediklerini kendileri gösteriyor. Batı’nın Türkiye’yi suçlarken kendi hatalarını görmezden gelmesi Türk toplumunda Batı karşıtlığını da artırıyor.

 

 

ABD, Menbiç Anlaşmasıyla Rusya etkisini azaltmaya çalışabilir.

ABD, Türkiye-Rusya ilişkilerinin Suriye merkezli ilerlediğini görerek yeni dönemde Menbiç üzerinden Türkiye ile ortak hareket edebilme yolunu seçmeye çalışacaktır. ABD’nin Türkiye politikasında İsrail etkisi açık biçimde görülüyor. İsrail, Türkiye düşmanlığını körükleyerek ABD’yi Türkiye’ye karşı saldırmaya teşvik etmekten vazgeçmezse gelecek 50 yılda bölgede ABD’nin varlığı olmayacağı gibi İsrail’in ektiği düşmanlık tohumları yıkıcı olacaktır. Çünkü İsrail’in ABD üzerinden perde arkasından şu anda yönetmeye çalıştığı Türkiye düşmanlığı Türk toplumu tarafından fark ediliyor. Yeni nesil Türk gençliği İsrail’in Türkiye’ye yaptıklarını unutmayacaklar ve gelecekte bunun faturasını İsrail’e ödetebilirler.

 

 

ABD’nin Türkiye politikasını İsrail yönlendiriyor.

İsrail lobisi ve Türkiye’den kaçan terör örgütü üyeleri ABD’yi Türkiye’ye karşı yaptırım uygulamaya teşvik etseler de ABD’de önemli çevreler bunun Türkiye’yi tamamıyla kaybetmek anlamına geleceği endişesiyle karşı çıkıyorlar. Hatta bu çevreler Menbiç üzerinden yapılacak anlaşmanın başlangıç olmasını tavsiye ederek Suriye’de Türkiye ile yeniden çalışılması gerektiği konusunda ısrarlılar.

 

 

Rusya’nın ABD’nin politikalarına karşı çözümleri genelde geçici olarak gözüküyor. Örneğin Suriye’de İran-İsrail çekişmesinde Rusya, tarafsızlık rolü oynayarak müttefiki olarak gördüğü İran’ı yalnız bırakıyor. Rusya her ne kadar ABD’nin İran ile imzalanan P5+1 nükleer anlaşmasından çekilmesinde ABD’ye karşı AB ülkeleriyle birlikte hareket ederek anlaşmaya sadık olduğunu duyursa da buradaki amacın da yine AB-ABD arasında bir kaos oluşturma planı olduğuna dair yorumlar var. Rusya’nın İsrail ve ABD saldırılarına karşı İran’ı korumayacağı inancı artık yerleşmiş durumda. Çünkü İsrail faktörü Rusya için daha önemli duruyor.

 

 

 

Avrasya Ekonomik Birliği teklifi gelebilir.

ABD’nin olumlu veya olumsuz bir Türkiye planı olduğu anlaşılıyor. Rusya’nın planlı bir Türkiye politikası olmadığını söylemeliyiz. Rusya’nın Türkiye’yi Avrasya’da tutma için elinde bir koz var aslında. Avrasya Ekonomik Birliği’ne Türkiye ve Azerbaycan’ı entegre etmeye çalışırsa hem Dağlık Karabağ krizi sulh ile çözülmüş olur hem de Türkiye ile birlikte stratejik bir vizyon ortaya çıkabilir.

 

 

Diğer türlü Türkiye-Rusya ilişkileri uzun süreli olmayacaktır.

 

[Rusya ve Avrasya alanlarında çalışmalar yürüten Prof. Dr. Salih Yılmaz, Rusya Araştırmaları Enstitüsü Başkanı ve Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi öğretim üyesidir]

 

 

YENİ HABERLER

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış.

YENİ HABERLER