jojobet

perabet

casibom

sekabet

Rusya’nın Libya’da Hafter politikası: Kendi silahıyla vurulmak mı?

18 Aralık 2019, 00:36

Günümüzde Libya’da, biri ülkenin doğusundaki Tobruk kentinde, diğeri ise Trablus’ta olmak üzere iki ayrı hükümet bulunuyor. Türkiye’nin ise Libya’da neden bir tarafı desteklediği ve bu savaşta bulunmasının Türkiye açısından önemi merak ediliyor.

Hafter, ABD desteğiyle Kaddafi’nin mirasını istiyor.

Libya ile Çad arasında 1986 yılının aralık ayında bir gerginlik yaşanmıştır. Bu gerginlik nihayetinde “Toyota Savaşı” adıyla anılan bir savaşa neden olmuştur. Çad topraklarında egemenlik iddia eden Kaddafi, ordusunu Çad’ın kuzeyine gönderdi. Çad’a saldırı düzenleyen Libya kuvvetlerinin başına da General Halife Hafter’i görevlendirdi. Kaddafi’nin Çad ile giriştiği bu savaşta Halife Hafter, Kaddafi’nin politikalarını destekleyen askerlerdendir. Nitekim Kaddafi-Hafter arasındaki bu güven Çad ile yapılacak savaşta Hafter’e inanılmaz büyük otorite ve güç kazandırdı..

 

 

Libya, ordusunun büyük bir kısmını ve milyar dolarlık savaş ekipmanlarını Çad’a ile yapılan savaşta kullansa da Fransa’nın Çad’a vermiş olduğu destek ve Libya ordusunun hareket kabiliyetinin kısıtlı olması nedeniyle Çad kabileleri ve aşiretleri Libya ordusunu yendi. Libya ordusu komutanı Hafter bu savaşta esir düştü. Libya ordusu 1,5 milyar dolar zayiat ve 7,500 askerini bu savaşta kaybetmiş oldu. Libya büyük bir şok yaşadı, Kaddafi’nin otoritesi sarsıldı. Bunun sonucunda Kaddafi, savaşın kaybedilmesinden Hafter’i sorumlu tutarak onu hain ilan etti, savaşın kaybedilmesinin bütün suçunu Hafter’e yükledi.  Halife Hafter, Çad’da esir düştükten sonra Fransa ile daha yakın ilişkiler kurdu. ABD ise Kaddafi’nin Hafter’i hain ilan etmesini fırsat bilerek Hafter’e maddi ve manevi destek vermeye başladı. ABD’nin politikalarına göre Kaddafi’nin darbe ile yıkılması halinde Hafter’in başa getirilmesi planlandı. ABD’nin desteklediği Hafter’in darbe planlarına karşı Kaddafi de yeni önlemler aldı.

 

 

ABD, Hafter’i kullanarak Libya’da petrol sahlarını kontrol etmek istiyor.

Çad’da esir alınan Hafter, ABD’nin girişimleriyle serbest bırakılarak ABD’nin Virginia’daki ordu karargâhına götürüldü ve eğitimden geçirildi. Hafter’in bu eğitimden sonra CIA’de çalışmaya başladığı ve Ortadoğu’daki operasyonlarda ABD’ye danışmanlık yaptığı biliniyor. Hafter, ABD’de 20 yıl yaşadı ve NATO’nun Libya operasyonundan sonra ABD tarafından bir anda sahaya gönderildi. ABD’nin NATO güçlerini kullanarak 2011’de Libya’da Kaddafi yönetimini hedef aldığı dönemde ABD’de yaşayan Hafter, kaçak olarak Libya’ya gönderilmiş ve iç isyan çıkarması için görevlendirilmiştir.

ABD’de uzun yıllar kalması dolayısıyla tekrar Libya’ya döndüğünde Kaddafi’ye karşı mücadele etmek için yerel güçlerden destek bulamadı. ABD’nin de yardımıyla Kaddafi’ye karşı mücadele etmek için Afrika’nın diğer ülkelerinden paralı savaşan askerler getirildi. Hafter’in görevi öncelikle Kaddafi’nin hâkimiyetindeki petrol sahalarını ele geçirilmesiydi. ABD aynı politikayı günümüzde de Suriye’de PKK-PYD eliyle yapmakta ve sadece doğalgaz ve petrol bölgelerini ele geçirerek uydu devlet kurmaya çalışmaktadır.

 

 

Hafter, ABD’nin verdiği görev çerçevesinde Libya’nın doğusunda Kaddafi’ye karşı aşiretleri toplayıp paralı askerlerin de desteğiyle bölgeye hâkim oldu. NATO’nun Kaddafi rejimini yenilgiye uğratması sonrasında Kaddafi’nin yakalanması ve infaz edilmesinde de Hafter güçlerinin rol aldığı ve emri bizzat Hafter’in verdiği biliniyor. ABD’nin Irak’ta Saddam’a bizzat ABD ordusunun operasyon yaparak yakalanmasında oynadığı rol ve sonrasında Irak’ta ABD’ye yüklenen sorumluluk Libya’da farklı bir yol izlemesine neden oldu. Libya’da Kaddafi’nin devrilmesinde bizzat ABD ordusu görev almamış ve Kaddafi, Hafter güçlerine öldürtülerek demokrasi için yerel bir mücadele görüntüsü verilmiştir.

ABD ve Fransa, Hafter’e destek olarak Libya’nın sahip olduğu kıta sahanlığını kontrol etmek, Doğu Akdeniz doğalgazını Avrupa’ya taşımak istiyorlar.

Kaddafi’nin devrilmesinde rol alan Hafter, önceki suçlarından dolayı yargılanacağı açıklansa da biranda ortadan kaybolmuş ve yeniden ABD’ye dönmüştür. Göstermelik olarak 2 yıldır yargılanan Hafter, 2014 yılında yeniden sahaya indi. Kaddafi’nin devrilmesiyle Batı ülkeleri Libya’nın petrol yatakları ve deniz sahanlığı üzerinde mücadeleye giriştiler. Hafter, 2014 yılından sonra yeniden Libya’da askeri mücadeleye girişerek önemli petrol yataklarını ele geçirdi. Hafter’in askeri mücadelesi sırasında Yunanistan ise Libya’ya ait 39 bin kilometrekare deniz alanına el koydu. Yunanistan’ın bunu yapmasının nedeni ise Doğu Akdeniz’de Libya-Güney Kıbrıs arasındaki kıta sahanlığı boşluğunu ele geçirerek tüm Akdeniz’de kendi kıta sahanlığını oluşturma gayretidir. Günümüzde bile Doğu Akdeniz’deki doğalgazın İtalya’ya ulaştırılması projesinde Libya karasularına ihtiyaç bulunmaktadır.

 

 

 

Yunanistan’ın Libya kıta sahanlığını işgal etmesi aslında Türkiye-Libya arasındaki kıyıdaşlık ilişkilerini kesmekle de alakalıdır. Yunanistan’ın Akdeniz’de Libya’nın karasularını işgal ettiği bir dönemde Hafter de Libya’nın doğusunda yeniden “Onur Operasyonu” adı altında askeri mücadele başlatarak resmi olarak tanınan hükümeti devirmek için hareket geçti. Hafter, bu isyanında Bingazi’yi ele geçirdi. Hafter’in 20 yıldır ABD’de yaşadığı ve CIA operasyonunu Libya’da yürüttüğü bilinse de mücadelenin ilk dönemlerinde düşürülen bir helikopterde 3 Fransız askerinin cesetlerinin bulunması Fransa’nın da Hafter’e askeri destek sağladığını ortaya çıkardı. General Hafter, Bingazi’yi ele geçirdikten sonra BM’nin tanıdığı Trablus Hükümetinin elindeki toprakların 2018 yılı itibariyle %95’ine sahip oldu.

 

 

General Hafter’in 2014-2018 arasında Libya’da yaptığı mücadele ilk başlarda çoğu ülke tarafından milli bir iç sorun olarak gözüküyordu. Fakat Hafter’in ABD, Fransa ve Yunanistan ile aslında Doğu Akdeniz’i ele geçirmek için işbirliği yaptığı anlaşıldıktan sonra Türkiye ve İtalya gibi ülkeler Trablus Hükümetine destek olmaya başladılar. Hafter’in tüm Libya’ya hâkim olması halinde öncelikle Türkiye ve İtalya’nın Akdeniz’deki varlığı tehlikeye giriyordu. Türkiye’nin Hafter yerine Trablus hükümetini desteklemesinin ana nedeni Akdeniz’de kıyıdaşlığı devam ettirerek Yunanistan, ABD ve Fransa’nın Doğu Akdeniz’deki hâkimiyetini engellemekle de alakalıdır.

 

 

Türkiye’nin Libya politikasında Türkiye ile Libya arasında kıyıdaşlık antlaşması doğrultusunda Yunanistan’ın tek başına Doğu Akdeniz’de hâkimiyeti engellenmek önceliklidir. Çünkü Fransa ve ABD’nin desteklediği Hafter amacına ulaşır da Trablus Hükümeti’ni düşürürse Türkiye’nin Libya ile kıyıdaşlığı tehlikeye düştüğü gibi Yunanistan da Libya’nın kara sularını işgal etmiş olacaktır. Türkiye, Libya’ya yardım ederken aslında kendi kıta sahanlığını da garanti altına almak istemektedir.

Libya’da General Hafter’i destekleyen ülkeler ile Suriye’de PKK-PYD’yi destekleyen ülkelerin benzerliği aslında Ortadoğu’da gizli bir bölünme anlaşmasının bazı ülkeler tarafından yapıldığını göstermektedir. General Hafter’in hâkim olduğu bölgelerde Birleşik Arap Emirlikleri üzerinden ABD silahlarının bulunması dolaylı olarak ABD’nin silah sevkiyatını gözler önüne sermektedir.

 

 

Türkiye için Libya milli güvenlik meselesidir.

Türkiye’nin Libya’da bağımsız bir hükümet istediği bilinmektedir. ABD, Fransa ve Yunanistan elinde kukla bir Hafter yönetimi, Doğu Akdeniz’in güvenliğini tehdit etmektedir. General Hafter’in son dönemde ülkede başarısızlığı üzerine ABD’de Beyaz Saray’a çağrıldığı ve Trump-Pompeo ikilisi ile görüşme yapacağı basında duyuruldu. ABD’nin Libya’daki planının Türkiye tarafından anlaşılması üzerine Hafter’in uzlaşı ile Libya’da hâkimiyetini devam ettirmek istemesi muhtemeldir.

 

 

ABD, Libya’da Hafter’e verdiği desteğin dikkat çekmemesi için onun Rusya ve diğer ülkelerle de ilişki kurmasına ses çıkarmamaktadır. Ancak Rusya’nın Libya’da Hafter’e yakın bir politika izlemesi kendisi açısından da Doğu Akdeniz’e çıkış bakımından ciddi sorunlar oluşturabilir. 20 yıldır ABD’de eğitilen ve ABD tarafından her türlü destek verilen Hafter’in Rusya ile işbirliği yapması beklenilmemelidir. Bu nedenle tıpkı Suriye’de olduğu gibi Libya’da da hem Türkiye hem de Rusya’nın Trablus Hükümeti yanında yer alarak işbirliği yapması önemlidir.

Rusya’nın Hafter’e olan desteği dolaylı olarak ABD’ye verilen destektir.

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Putin ile yaptığı görüşmede Libya’daki durumu konuşarak destek istediği biliniyor. Çünkü Rusya da zaman zaman General Hafter’e desteğiyle aslında farkında olmadan ABD ve Fransa stratejilerine destek çıkmış oluyor. Türkiye’nin desteklediği Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin lideri Fayiz Mustafa es Serrac’ın Türkiye dışında Rusya ile de işbirliği yapmak ve Doğu Akdeniz’de yeni güvenlik alanı oluşturmak istediği anlaşılıyor. Fakat Rusya-Serac hükümeti arasında iletişimsizlik önemli sorun gibi duruyor.

 

 

Hafter’in Libya Ulusal Ordusu adıyla kurduğu oluşumu ABD, Yunanistan, Fransa, İsrail, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan desteklemektedir. Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin lideri Mustafa Serrac’ı ise Türkiye, Katar ve İtalya destekliyor. Birleşmiş Milletler dâhil uluslararası kamuoyunun büyük bölümü Trablus’taki Ulusal Mutabakat Hükümetini resmi olarak meşru hükümet olarak tanımaktadır.  Bu şartlarda isyancı Hafter’e verilen destek Türkiye-Rusya ilişkileri açısından kırılma oluşturabilecek yeni bir alandır. Rusya’nın Hafter desteği gerçek ise -ki Hafter bazı dönemlerde Rus komutanlarla da görüşüyor- Türkiye ordusunun Rusya’ya bakışında bir güven sorunu oluşturabilir.

 

 

Libya’da Hafter-Serrac mücadelesi sürerken geçen hafta Rusya Devlet Başkanı Putin, Libya krizine dair İdlib uyarısı yapmıştır. Bu uyarıda Putin, Suriye’de muhaliflerin son kalesi olarak görülen İdlib vilayetindeki militanların Libya’ya akın ettiğini belirterek bu durumdan duyduğu endişeyi dile getirmiştir. Fakat Rusya, Suriye’nin kuzeyinde PKK-PYD etki alanında yakalanan DAEŞ ve diğer yabancı savaşçıların Hafter’e destek olmak için Libya’ya götürüldüklerini gözden kaçırıyor. Rusya’nın ABD’nin Suriye’de ve Libya’daki politikalarını destekler nitelikte açıklamalar yapması Rusya-Türkiye ilişkilerinde yeni bir güven bunalımı oluşturabilir. Kaldı ki Türkiye diplomasisinde son dönemde Rusya’nın Suriye ve Libya politikasından rahatsızlık artmaktadır.

 

Prof. Dr. Salih YILMAZ

Rusya Araştırmaları Enstitüsü Başkanı

YENİ HABERLER

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış.

YENİ HABERLER