Betebet

Soçi’de Putin-Erdoğan uzlaşısı var

30 Eylül 2021, 10:51

Türkiye-Rusya arasında Suriye’nin kuzeyi ve İdlib konusunda bir anlaşmazlık var. Rusya, İdlib’de mutabakata uygun olmayarak terör gruplarından temizlenmediğini söylüyor. Türkiye ise 2019 Türkiye-Rusya mutabakatına göre Rusya’nın YPG’yi Tel Rıfat, Menbiç ve Fırat Nehri’nin 30 km doğusundaki bir şeritten tamamen çekilmesini garanti ettiğini ancak bunun yerine getirilmediğini söylüyor. İki tarafın da haklı yönleri olabilir. Fakat Suriye’deki süreç çatışmayı gerektirecek bir durum olmamalıdır. Rusya’nın Afrin’de Suriye Milli ordusunu bombalaması Türkiye’nin Rusya’nın terörü bahane olarak kullandığı gibi bir düşünceye kapılmasına neden oluyor.

Türk bürokrasisinde ve askeri elitinde Rusya’nın Afrin’e saldırarak ABD-Türkiye ilişkilerindeki diplomatik düşüklüğü kullanmaya çalıştığı kanaati hâkim oldu. Rusya’nın her görüşme öncesi İdlib’e saldırı düzenlemesi ve Türkiye’yi yalnız olarak algılaması güven bunalımını artırıyor. Rusya, Türkiye’deki mültecilere karşı kamuoyu duyarlılığının büyük ölçüde arttığını biliyor ve ancak bu süreç krize girmesi halinde savaşın tüm Suriye’ye yayılma ihtimalini de düşünüyordu.

Putin-Erdoğan görüşmesinde karşılıklı anlayış ile sorunların zamanla çözülebileceğine dair bir ortam oluştu. İdlib’de ve Suriye’nin kuzeyinde iki ülke arasında var olan daha önceki mutabakat aynen geçerli olacak. İki ülkenin birbirinin zayıflıklarını kullanmak yerine karşılıklı işbirliği ile sorunları nasıl çözeceklerine odaklanmaları iyi bir gelişmedir. İki lider Suriye’nin toprak bütünlüğü çerçevesinde yeni anayasa sürecinin hızlandırılması konusunda fikir birliğine vardılar.

Putin-Erdoğan görüşmesinde Kafkasya’yı büyük ölçüde ilgilendiren Karabağ krizine de değinilmesi ve bir çözüm için anlaşılması bölgeye büyük katkı sağlayacak. Rusya’nın teklifi Azerbaycan-Ermenistan normalleşmesi yanında Ermenistan-Türkiye normalleşmesinin de eş zamanlı başlatılmasıdır. Azerbaycan-Nahçıvan arasındaki koridorun açılması ile demiryolu ve karayolu bağlantısının biran önce başlatılması her iki ülke için de kazançlıdır. Bu sayede Rusya’nın Kuzey Kafkasya ekonomisi kendi kendine yetebilir hale gelecektir. Bu koridor Türkiye, Rusya, Çin ve İran işbirliği ile Orta Asya ülkelerinin karşılıklı dayanışmasına imkân verebilir. Ayrıca Rusya’nın Avrasya Ekonomi Birliği de ekonomik olarak aktif olacaktır. Sayın Erdoğan’ın Putin’den Ermenistan’ın anlaşmaya uygun davranmasını istediği anlaşılıyor. Yakın bir dönemde ülkeler arası normalleşme adımlarının atılmasını bekleyebiliriz.

Libya’da yeni süreçte ABD ve Fransa gibi ülkelerin Aralık’ta yapılacak seçimlere müdahale ederek Rus ve Türk askeri gücünü Libya’dan çıkarmaya yönelik bir plan uyguladıkları anlaşılıyor. İki lider Libya’daki seçimlerin uygulanması ve ekonomik işbirliğini güçlendirecek kararlar alarak bu sürece dışarıdan müdahaleyi engelleme konusunda anlaşmış gözüküyor.

Afganistan’da Taliban’ın iktidara gelmesiyle bazı terör gruplarının yeniden aktif olma ihtimali var. Taliban her ne kadar bu terör gruplarına izin vermeyeceğini açıklasa da bunu engelleyebilecek bir güce sahip oldukları bilinmiyor. Bu anlamda Putin-Erdoğan görüşmesinde Taliban’ın tamamıyla dışlanmayarak yönlendirilmesi ve terörle mücadelesine destek verilmesi konusunda bir anlaşma oldu. Bu anlamda iki lider, Orta Asya ülkelerinin istikrarı adına ortak hareket edecekler. Türkiye-Rusya-Pakistan’ın ortak hareket etmesi Taliban’ın radikalleşmesinin önüne geçebilir.

Putin-Erdoğan görüşmesinde ikinci parti S-400 anlaşması, Su-57 savaş uçağı üretimi ve askeri işbirliğinde yeni olanakların da görüşüldüğünü anlıyoruz. İki lider orak denizaltı üretimi, donanma gemisi üretimi ve motor üretimi konusunda fikir birliğine vardılar. Bu anlamda Türkiye bağımsız bir politika ile Rusya ile işbirliği yapmak istediğini dile getirdi. Fakat bu süreç biraz zaman alacak gibi gözüküyor. ABD zaten bu görüşmeden kesin bir karar çıkmaması adına Ekim ayı sonunda Roma’da düzenlenecek G-20 Liderler Zirvesi’nde ABD Başkanı Joe Biden ile baş başa görüşeceği konusunda Türkiye’ye bildirimde bulundu. Bu anlamda ABD’nin Türkiye-Rusya işbirliğinin derinleşmemesi için farklı yöntemler uyguladığı anlaşılıyor. Rostec’in Türkiye’de kendi askeri ekipmanlarını tanıtma konusunda bir gayret göstermesi gerekiyor.

İki lider arasında ticaretin gelişmesi ve yeni doğalgaz anlaşmasında fiyat belirlenmesine dair de bir kanaat oluşmuş gibi duruyor. Türkiye’nin Rusya’dan aldığı 8 milyar m3 gaz için anlaşma bu yıl sona erdi. Yeni anlaşma konusunda fiyat anlaşmazlığı iki lider arasındaki görüşmede bir yol haritasına bağlandı.

Rusya’nın Karadeniz’de NATO etkinliklerinden ve Türkiye’nin Ukrayna’ya verdiği destekten rahatsız olduğunu biliyoruz. Ancak Rusya, Türkiye’de milyonlarca Kırım tatarı yaşadığını dikkate almalıdır. Türkiye’nin ABD ile birçok konuda ayrı düşmesinin ana nedeni Türkiye’nin bağımsız politikalarına ABD’nin müdahale etme girişimidir. Rusya’nın da aynı yolu izlemesi Türkiye’yi yeniden başka bir yola itebilir. Rusya, Türkiye’de 2023 seçimlerini de dikkate alarak bir yol haritası çizmelidir. Diğer türlü muhtemel bir iktidar değişiminde Rusya-Türkiye ilişkileri farklı bir yola gireceği gibi krizleri de tetikleyebilir. Hem Rusya hem de Türkiye tarihten ders alarak anlaşmazlıkları bir yana bırakıp işbirliğine odaklanmalıdır.

Tarihte Rusya-Osmanlı krizleri çıkartılarak iki devlet savaştırılmış ve Avrupa ülkeleri kazançlar elde etmişlerdir. Türkiye-Rusya arasında Suriye’de çıkacak bir kriz ve çatışma kazananı olmayan sonuçlar doğurur. Boğazlar faktörünü düşündüğümüzde Rusya’nın Akdeniz’e açılımı ve Afrika politikası krize girebilir. 2008 Gürcistan krizinde dönemin Türkiye Büyükelçisi James Jeffrey, Türkiye’ye Montrö Anlaşmasına uymamasını ve ABD donanmasını Karadeniz’e girmesine izin vermesini istediğinde Türkiye, ABD’nin teklifini reddetmiştir.  Bu anlamda Türkiye, Rusya’nın Akdeniz’de varlığının garantisidir.

 

Ankara Rusya Araştırmaları Enstitüsü

YENİ HABERLER

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış.

YENİ HABERLER